|
BASIN BÜLTENİ
TİKA'dan Türkmenistan'a çiftlik teslimi
07-05-2010 / 14:01
Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi (TİKA) Türkmenistan Koordinatörlüğü, Tarım ve Köyişleri Bakanlığına bağlı Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü ile birlikte Türkmenistan'da kurduğu tavuk çiftliğini Türkmen makamlarına törenle teslim etti.
Tecen ilçesindeki Saparmurat Niyazov Çiftçiler Birliği adına kurulan tavukçuluk tesisinin devir-teslim törenine, TİKA Türkmenistan Koordinatörü Kemal Özcan, Türkmenmalları Devlet Birliği Başkan Yardımcısı Oraz Annageldiyev, Tarım ve Köyişleri Bakanlığına bağlı Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü Müdürü Cengizhan Mızrak, Türk Büyükelçiliği müşavirleri ve öteki Türkmen yetkililer katıldı.
Törende konuşan Türkmenmalları Devlet Birliği Başkan Yardımcısı Oraz Annageldiyev, TİKA'nın Türkmenistan tarım ve hayvancılık sektöründe önemli projeleri hayata geçirdiğini belirterek, TİKA tarafından kurulan tesisin bir benzerini yakın zamanda ülkenin diğer 4 eyaletinde de kurmak istediklerini söyledi. Ülkenin damızlık tavuk ihtiyacının bu tesisten karşılanacağını kaydeden Annageldiyev, tesisin kendilerine teslim edilmesiyle TİKA ile işbirliğinin bitmediğini, aksine yeni başladığını söyledi.
TİKA Türkmenistan Koordinatörü Kemal Özcan ise İdare olarak Türkmenistan'ın tarım ve hayvancılık sektöründe önemli projeleri hayata geçirdiklerini ifade ederek, kurulan tesisin ülkenin damızlık tavuk ihtiyacının yüzde 20'sini karşılayacağını belirtti.
Tesis konusunda bilgi veren Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü Müdürü Cengizhan Mızrak, tesiste 4500 ATAK-s yumurta tavuğunun bulunduğunu belirterek, bu tavuklardan yılda 280-300 kadar yumurta alınabileceğini söyledi. Günümüzde Türkmenistan'da tavuk eti tüketiminin yıllık 4 kilo civarında, Türkiye'de ise bunun 17 kilo olduğunu ifade eden Mızrak, Türkmenistan'da sektörün gelişmesiyle bunun önümüzdeki 5 yılda 10 kiloyu bulmasının beklendiğini söyledi.
Törende, ülkenin tavukçuluk sektör temsilcilerinin konuşmalarından sonra Türkmenmalları Devlet Birliği Başkan Yardımcısı Oraz Annageldiyev ile TİKA Türkmenistan Koordinatörü Kemal Özcan arasında devir-teslim protokolü imzalandı.
-ÜLKE İHTİYACININ TAMAMINI KARŞILAYABİLİR-
Toplam 250 bin dolara mal olan ''Ankara Tavukçuluk Araştırma Enstitüsünce Geliştirilen Yumurtacı Hibrit ve Ebeveynlerin Türkmenistan;da Üretilmesi Projesi''nin temelleri 2005 yılında atıldı.
Proje çerçevesinde Tarım ve Köyişleri Bakanlığına bağlı Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü uzmanları, tavukçuluk sektöründe çalışan 17 Türkmen'e Türkiye`de mesleki eğitim verdi.
Türkmenistan`ın Türkmen Malları Devlet Birliği ile ortaklaşa yürütülen projenin ikinci aşamasında ise Tecen ilçesinde tavukçuluk tesisi kuruldu. 5 bin kapasiteli civciv büyütme ve yine 5 bin tavuk kapasiteli damızlık kümesi olarak iki ayrı bölümden oluşan tesis modern ekipmanlarla donatıldı. 2006 yılında tesisin aydınlatma, soğutma, havalandırma, ısıtma, yemleme ve sulama sistemleri kurulmasına rağmen, 2006-2008 yılları arasında yaşanan Kuş Gribi dolayısıyla proje donduruldu. 2009 yılında proje yeniden başlatıldı.
TİKA tarafından Tecen;e kurulan damızlık işletmesinin, ülkenin yumurta tavuğu ihtiyacının yüzde 20;sini karşılaması bekleniyor. Kapasite artırılarak sayının 22 bin adete çıkarılmasıyla ülkenin tamamının yumurta ihtiyacını karşılayabilecek sayıda hibrit tavuk üretimi yapılabileceği ve Türkmenistan'ın bu konuda dışa bağımlılığının sona ereceği kaydedildi.
Türkmenistan halen yumurta ve beyaz et ihtiyacının büyük bir kısmını yurt dışından karşılıyor. Ülkede kırmızı etin kilosu yaklaşık 3,5 dolar iken, tavuk etinin kilosu 4 doları aşıyor.
AA
TİKA'dan Türkmenistan'ın tavukçuluk sektörüne destek
07-05-2010 / 17:47
Türkiye İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı (TİKA), Türkmenistan'da tavukçuluk sektörüne önemli katkıda bulundu. TİKA'nın desteğiyle Ankara Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü ile Türkmenmalları Devlet Birliği arasında yürütülen 'Yumurtacı Hibrit ve Ebeveynlerin Türkmenistan'da Üretilmesi' adı verilen proje başarıyla sona erdi. Türkmenistan'da tavukçuluk sektörünün gelişmeye başladığı bir dönemde önemli bir projeyi başarıyla tamamlamanın mutluluğu yaşandı.
TİKA tarafından desteklenen proje, başkent Aşkabat'a 220 kilometre mesafedeki Tecen ilçesinde düzenlenen devir-teslim töreni ile sona erdi. Törene, TİKA Türkmenistan temsilcisi Kemal Özcan'ın yanı sıra Türkmenmallar Devlet Birliği Başkan Yardımcısı Oraz Annageldiyev, Ankara Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü Müdürü Cengizhan Mızrak, Türkiye Aşkabat Büyükelçisi Hüseyin Avni Bıçaklı'nın babası Numan Bıçaklı, elçilik mensupları ve çok sayıda davetli katıldı.
Törende açılış konuşmasını gerçekleştiren Türkmenmalları Devlet Birliği Başkan Yardımcısı Oraz Annageldiyev, ülkede tavukçuluk sektörünün geliştiğini ve bu projenin sektörün daha da kalkınmasına önemli katkı sağlayacağını kaydetti. Projenin 2005 yılında başladığına dikkat çeken Annageldiyev, "Kuş gribi gibi bazı nedenlerle proje biraz gecikti. Ancak buna rağmen, proje başarıyla tamamlandı. Projede emeği geçen Türk kardeşlerimize çok teşekkür ediyoruz" diye konuştu.
TİKA Türkmenistan temsilcisi Kemal Özcan, projenin son 1 yılda daha da hızlandırıldığını ve bugünkü günde projenin başarıyla sona erdirilmesinin mutluluğunu yaşadıklarını kaydetti.
TÜRKMENİSTAN'DA TAVUKÇULUK SEKTÖRÜ YENİ BİR SEKTÖR
Ankara Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü Müdürü Cengizhan Mızrak, Türkmenistan'da tavukçuluk sektörünün çok yeni ve gelişmeye açık bir sektör olduğunu kaydetti. Bunu bazı rakamlarla ifade eden Mızrak, "6 milyon nüfuslu ülkede tavuk eti tüketimi 4 kilogram. Bu da yıllık 16 milyon et tavuğu anlamına geliyor. Önümüzdeki 5 yılda tüketimin 10 kilograma ulaşacağını tahmin edersek, yaklaşık 40 milyon tavuk eti üretilmesi gerekiyor. Bu da mevcut kapasitenin en az 20 kat daha arttırılması gerektiği anlamına geliyor. Yumurtada aynı şekilde şu anda üretilen yaklaşık 100 milyon, önümüzdeki 5 yıllık ihtiyaç 1 milyar adet. Sektörün yaklaşık 10 kat daha büyümesi gerekiyor" dedi.
Türkiye'nin tavukçuluk sektöründe birçok Avrupa Birliği ülkesinden daha iyi durumda olduğunu kaydeden Mızrak, elde ettiğimiz bu başarı ve birikimi Türkmen kardeşlerimizle paylaşmak, öğrendiklerimizi onlara da öğretmek amacıyla bu projeyi başlattıklarını ifade etti.
Resmi konuşamaların ardından, Türkmen tarafı TİKA temsilcisi Kemal Özcan, Ankara Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü Müdürü Cengizhan Mızrak, Ankara Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü Müdür Yardımcısı Osman Durmuş'a teşekkür mektubu ve Türkmen milli kıyafetini hediye etti. Ayrıca, TİKA temsilcisi Kemal Özcan ile Türkmenmalları Devlet Birliği Başkan Yardımcısı Oraz Annageldiyev, projenin devir-teslimiyle ilgili anlaşmayı imzalayarak, töreni bitirdiler.
TÜRKMEN UZMANINDAN TEŞEKKÜR KONUŞMASI
Projenin hayata geçirilmesinde önemli katkı sağlayan Türkmen malları Devlet Birliği uzmanı Övez Annamuhammedov, Türkmenistan'da tavukçuluk sektörünün hızla geliştiğini kaydetti. Annamuhammedov, "Proje kapsamında civcivler çıkarıldıktan sonra yem problemi yaşadık. Ancak bu sorunu da aştık. Türkiye tarım alanında büyük bir tecrübeye sahip ülke. Yem üretilmesi amacıyla bazı bitki türlerinin Türkmenistan'da yetiştirilmesiyle ilgili TİKA ile ortaklaşa bir proje daha başlatılabiliriz. Proje tamamlanması Türkmen-Türk dostluk ilişkilerimizin sona ermesi anlamına gelmez. İşbirliğimizi sürdürelim." diye konuştu.
Bu projeyle Türkmenistan'da Atak S adlı Türk tipi yumurtacı damızlık tavukların yetişdirilmesine başlandı. Proje kapsamında Türkiye'den Türkmenistan'a 22 bin 500 adet damızlık yumurta getirildi. Yumurtalardan yaklaşık 15 bin civarında damızlık civciv çıkarıldı. Ahal vilayetinin Tecen kentinde yine TİKA tarafından kurulan 5 bin civciv kapasiteli büyütme kümesinde civcivler büyütüldü. Tüm üretim süresince Türk uzmanları Türkmenistan'a defalarca gelerek, damızlık bir yumurtadan ilk hibrit civciv elde edilmesine kadar tüm aşamaları uygulamalı olarak Türkmen uzmanlarına öğrettiler. Bugünkü günde torunları olan ilk hibrit civcivler çıkarıldı. Ayrıca, proje kapsamında 17 kişiye Türkiye'de eğitim verildi.
Tamamen çevre kontrollü olarak planlanan kümesler aydınlatma, soğutma, havalandırma ve ısıtma sistemlerinden oluşurken, sulama ve yemleme otomatik olarak yapıldı.
(CİHAN)

Bakan EKER: ELE GÜNE MUHTAÇ OLMADAN TAVUKÇULUK YAPACAĞIZ.
Haymana’da kurulan Kuluçkahane ve Saf Hat Yedekleme Ünitesi ile Türkiye yurtdışından damızlık tavuk getirmekten kurtuldu. Tesiste üretilecek 500 bin yumurtacı damızlıkla Türkiye’nin ihtiyacı karşılanacak.
Türkiye tarım ve hayvancılıkta dışarıya bağımlılığı azaltmak için girişimlerini hızlandırdı. Bunlardan biride dün hizmete açılan Tavukçuluk Araştırma bünyesinde kurulan Kuluçkahane ve Saf Hat Yedekleme Ünitesi oldu. Bu birimle birlikte damızlık tavukta yurtdışına bağımlığın ortadan kaldırılması ve sektörün Türkiye’ye özgü yeni hatları kullanması amaçlanıyor. 10 aylık bir sürede tamamlanan ve 3 milyon 300 bin TL’ye mal olan ünite 11 bin metrekarelik bir alana kuruldu. Ünitenin kapasitesi ise Türkiye’nin yıllık ihtiyacı olan 500 bin yumurtacı damızlığı karşılayacak durumda.
Haymana’nın İkizce köyündeki Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü Kuluçkahane ve Saf Hat Yedekleme Ünitesi’nin açılışında konuşan Tarım ve Köy İşleri Bakanı Mehdi Eker, üniteyle birlikte dışarıya bağımlılığın sona ereceğini belirterek, “Ele güne muhtaç olmadan tavukçuluğu gerçekleştireceğiz. İhtiyaç sebebiyle bazı gereksinimleri dışarıdan alıyorduk. Bunu da yapmak bize ağır geliyordu. Artık böyle bir ihtiyacımız yok. Türkiye dışarıya milyonlarca dolar vermek zorunda kalmıyor” dedi. Enstitünün 5 yıl içinde ciddi yatırımlarla ihtiyacının tamamını Türkiye’den karşılayacak duruma geldiğini aktaran Bakan Eker, özel sektörün artık tavukçulukla ilgili tüm ihtiyacını buradan karşılayabileceğini kaydetti. Türkiye’de tavukçuluğun geliştiğine işaret eden Eker, yıllık cironun 4 milyar doları bulduğunu ve ihracatın arttığını söyledi. Dünya sıralamasında Türkiye’nin tavukçulukta 13., yumurta üretiminde de 11. sırada olduğunu belirten Bakan Eker, hedeflerinin ilk 10’a girmek olduğunu dile getirdi. İhracat rakamlarına da değinen Bakan Eker, yumurtada dışarıya satışların 2002 yılından bu yana 42 kat arttığını ve 2008’de bunun 1.5 milyar olduğunu ifade etti. Beyaz ette de kapasitenin geçmiş yıllara göre artış gösterdiğini aktaran Eker, “Bugün 80 bin ton beyaz et ihraç ediyoruz. Rakiplerimiz arasında ABD ve brezilya var. Bunlar çok üst düzeyde sübvansiyon alıyor ve biz ABD ile rekabet ediyoruz. Ancak bizim paramız giderek artıyor” dedi. Türkiye’de beyaz ete olan ilginin arttığını aktaran Eker, 7 yıl içinde kişi başına beyaz et tüketiminin 10 kilodan 17 kilograma yükseldiğini bildirdi.
Kuluçkahane 2 bin 400 metrekaresi kapalı, 8 bin 600 metrekaresi de açık olmak üzere toplam 11 bin metrekare alan üzerine inşa edildi. Kapasiteleri çok yüksek olan ticari yumurtacı işletmelere yılda 52 hafta süreyle bir seferde 80 bin dişi civciv verilecek. Enstitünün damızlık kapasitesi 12 binden 30 bine çıkarılacak, bu sayede 80 bin dişi civciv için gerekli olan damızlık yumurtaların tamamı damızlık işletmeden karşılanacak. Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü ve Saf Hat Yedekleme Ünitesi biyolojik tehditlere karşı da yedekleme sistemine de sahip.
Saf hatların yedeklemesiyle birlikte yok olmasının da önüne geçilecek.
ZAMAN GAZETESİ 12.03.2010

TAVUKÇULUKTA DIŞA BAĞIMLILIK BİTİYOR
Toplam 3,3 milyon TL’ye mal olan tesiste, yılda 80 bin dişi yerli civciv üretilecek. Tarım Bakanı Mehdi Eker, tesisle Türkiye’nin dışa bağımlılıktan kurtulduğunu belirterek, “Büyük gurur” dedi.
TÜRKİYE, tavukçuluk sektöründe dışa bağımlılıktan kurtuluyor. Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı’nın 10 aydır çalışmalarını sürdürdüğü Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü Kuluçkahane ve Saf Hat Yedekleme Ünitesi açıldı. Yaklaşık 3,3 milyon TL’lik yatırımla hayata geçirilen tesiste, yılda 80 bin damızlık dişi civciv üretilecek. Tarım Bakanı Mehdi Eker, söz konusu tesisle Türkiye’nin tavukçuluk sektöründe dışa bağımlı olmaktan kurtulacağını belirterek, “Artık ele güne muhtaç olmayacağız” dedi.
İki ay önce yapımı tamamlanan Kuluçkahane ve Saf Hat Yedekleme Ünitesi, 11 bin metrekarelik alanda faaliyet gösteriyor. Son teknoloji kullanılarak yumurta ve damızlık civciv üretimini gerçekleştiren tesisin açılışını Tarım Bakanı Eker, Bilimsel Tavukçuluk Derneği Başkanı Prof. Dr. Rüveyda Akbay ile Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürü Masum Burak yaptı. Açılış sonrası tesisi gezen Bakan Eker, üretimle ilgili yetkililerden bilgi aldı.
BİLİMSEL ÜRETİM YAPILIYOR
Bakan Eker, söz konusu tesisle Türkiye’nin tavukçuluk ve yumurta sektöründe dışa bağlı olmaktan kurtulduğuna değinerek, “Artık milyonlarca doları ithalat için vermek zorunda kalmayacağız. Bu gerçekten büyük bir gurur” dedi. Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü’nün son 5 yılda ciddi yatırımlar yaptığını, 2004’te 3 yumurtacı hat geliştirdiğini anımsatan Eker, bunlara Atabey, Atak ve Atak-S adı verildiğini söyledi. Türkiye’nin yıllık yumurtacı damızlık ihtiyacının 450-500 bin civarında olduğunu, bunun tamamının ithalatla karşılandığını anlatan Eker, “Artık yerli üretimle karşılanacak” dedi.
80 BİN DİŞİ CİVCİV
TESİSİN yılda 52 haftada 80 bin dişi civciv üretim kapasitesine sahip olduğunu, bunun yerli firmaların ihtiyacını karşılayacağını aktaran Eker, enstitünün Türkiye’de ilk üç arasına girdiğine değindi. Bakan Eker, Türkiye’nin artık en düzeydeki genetiği üretebildiğine değinerek, “ Türk tavukçuluk sektörünün yıllık cirosu 4 milyar dolar, ihracatı 80 bin ton düzeyinde. Türkiye tavuk eti üretiminde dünyada 13. yumurtada ise 11. sırada. Hedefimiz ilk 10 arasına girmek. Tavuk eti tüketimi 7 yılda 10 kilodan 17 kiloya çıktı. Yumurta ve tavuk eti üretimini mutlaka daha çok artırmamız lazım” diye konuştu.
SABAH GAZETESİ 12.03.2010

KAŞIKÇI ELMASI GİBİ
0'ATABEY, ATAK ve ATAK-S' adları ile Türk Patent Enstitüsü'ne tescil ettirilen tavuk ırkları, halen Türkiye'de tescil edilen ve ticari önemi olan ilk hayvan ırkları niteliğinde. ATAE, 3 yılda gerçekleştirdiği 2.5 milyon YTL'lik yatırım ile yumurta tavuğu damızlığında Türkiye'nin tüm ihtiyacını karşılayacak hale geldi. ATAE Müdürü Cengizhan Mızrak'ın verdiği bilgiye göre, Türkiye, etçi ve yumurta tavuğu damızlığında yüzde 100 dışa bağımlı. Etçi tavuk için yıllık 5 milyon adet, yumurta tavuğu için de 400-500 bin adet damızlık yumurta-civciv ithal eden ABD, İngiltere, Çek Cumhuriyeti gibi rekabet gücünü elinde tutmak isteyen ülkeler, 40-50 yıla varan ıslah çalışmaları ile safhatlardan damızlıklar elde ettiği için, bu ırkları hiçbir şekilde satmıyor. Safhat tavuklar, halen Topkapı Müzesi'nde sergilenen 'Kaşıkçı Elması' kadar iyi korunuyor ve saklanıyor.
Türkiye bundan böyle yumurtayı kendi damızlık tavuklarıyla üretecek. Dünyada 5-6 ülkenin tekelinde olan ve asla satılmayan damızlık tavuklar, 11 yılık bir çalışmanın sonucunda Atatürk tarafından 1930 yılında kurulan Ankara Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü (ATAE) tarafından geliştirildi. ATAE, dünyada, biri Türkiye'de olmak üzere sadece 6 ülkenin sahip olduğu 'safhat' tavuklar sayesinde, 3 cins ticari değeri çok yüksek tavuk ırkı geliştirdi.
Akşam Gazetesi 14/11/2005

Türkiye'nin paha biçilemeyen tavukları
Türkiye'yi yumurta damızlığı ithal etmekten kurtaran ATAE'nin geliştirdiği üç tavuk ırkı için değer biçilemiyor. Tavuklar 'Kaşıkçı elması' gibi korunuyor
AA - ANKARA - Ankara Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü (ATAE), dünyada biri Türkiye'de olmak üzere sadece altı ülkenin sahip olduğu 'safhat' tavuklar sayesinde ticari değeri çok yüksek üç tavuk ırkı geliştirdi.
Atabey, Atak ve Atak-S adlarıyla Türk Patent Enstitüsü'ne (TPE) tescil ettirilen tavuklar, Türkiye'de ticari önemi olan ilk hayvan ırkları özelliği taşıyor. Etçi ve yumurta tavuğu damızlığında yüzde 100 dışa bağımlı olan Türkiye, 1930'da kurulan ATAE sayesinde, yumurta tavuğunda bağımlılık zincirini kırdı. 11 yıllık ıslah çalışması sonucu geliştirilen tavuk ırkları, halen Türkiye'de tescil edilen ve ticari önemi olan ilk hayvan ırkları niteliğinde. ATAE, üç yılda gerçekleştirdiği 2.5 milyon YTL'lik yatırım ile yumurta tavuğu damızlığında Türkiye'nin tüm ihtiyacını karşılayacak hale geldi.
 |
|
Yumurta tavuğu damızlığında Türkiye tüm ihtiyacını karşılayacak duruma geldi.
|
Sadece altı ülkede var
ATAE Müdürü Cengizhan Mızrak'ın verdiği bilgiye göre, Türkiye, etçi ve yumurta tavuğu damızlığında yüzde 100 dışa bağımlı. Etçi tavuk için yıllık 5 milyon adet, yumurta tavuğu için 400-500 bin damızlık yumurta-civciv ithal ediliyor. Damızlıklar, 'pureline' denilen 'safhat' ırklar üzerinde yapılan ıslah çalışmaları sonucunda elde ediliyor. Dünyada sadece altı ülkede 'safhat' ırk tavuk bulunuyor. Çok önemli ticari gen kaynağı olan 'safhat' tavuklar, alınıp satılmıyor ve ticari değerleri ölçülemiyor. ABD, İngiltere, Çek Cumhuriyeti gibi rekabet gücünü elinde tutmak isteyen ülkeler, 40-50 yıla varan ıslah çalışmaları ile safhatlardan damızlıklar elde ettiği için, bu ırkları hiç bir şekilde satmıyor. Safhat tavuklar, halen Topkapı Müzesi'nde sergilenen 'Kaşıkçı Elması' kadar iyi korunuyor, saklanıyor ve ticarete konu edilmiyor.
Cengizhan Mızrak'ın verdiği bilgiye göre, Türkiye, halen Bilimsel Tavukçuluk Derneği Başkanı ve Türkiye'de tavukçuluk konusunda en önemli otorite olan Prof. Rüveyda Akbay sayesinde safhat sahibi oldu. Prof. Dr. Rüveyda Akbay'ın kişisel ilişkileri sayesinde, 1995 yılında, Kanada'dan düşük bir ücret karşılığında, altısı kahverengi, dört tanesi beyaz 10 değişik safhata ait damızlık yumurtalar alınarak, araştırma enstitüsünün Haymana'daki çiftliğinde ıslah çalışmaları başlatıldı.
Safhat yumurtadan 'grand grandparent'lar, bunlardan da 'grandparent'lar, bunlardan da damızlık olarak kullanılan 'parent'lar elde ediliyor. Yani etçi ve yumurtacı tavukta damızlık konusunda yüzde 100 dışa bağımlı olan Türkiye, ancak 3. nesil damızlıkları ithal edebiliyor.
'Hepsini alırız' teklifi
Araştırma enstitüsünün 11 yıl süren çalışmaları sonucunda, 'Türk Tavuğu' olarak nitelendirilebilecek üç damızlık ırkı geliştirildi. ATABEY, ATAK ve ATAK-S adları ile TPE'ye tescil ettirilen damızlıklara ait hibritler, geçen yıl deneme amacıyla ticari firmalara verildi. Piyasa testi sonuçlarından başarıyla geçen damızlıklar, 2006 Şubat ayından itibaren de genel satışa sunulacak. Geçen yıl 1 milyon hibrit civcivin satıldığı, piyasanın tepkisinin çok iyi olduğu, Türkiye yanında yurtdışından da talep geldiği, Azerbaycan'dan bir firmanın enstitünün üretiminin tamamını istediği dile getirildi.
Öte yandan Mızrak, Türkiye'nin etçi tavuk damızlığında yüzde 100 dışa bağımlılığının hâlâ devam ettiğini kaydetti. Türkiye'de etçi tavuk konusunda safhata sahip olmadığı, bu nedenle bu alanda hiçbir araştırma ve çalışmanın bulunmadığını belirten Mızrak, "Safhata sahip olan firmalar ve ülkelerin bunu satmaya yanaşmaması nedeniyle bundan sonra da çalışma başlatmak, bağımlılığı kırmak çok zor. Safhat bulunup çalışma başlatılsa bile, sonuç almak en az 10 yıl sürer" dedi.
Radikal Gazetesi 14/11/2005

BASIN BÜLTENİ
Nisan 2005
VIV TÜRKİYE 2005 Uluslar arası Tavukçuluk Kongresi Fuarı satış çalışmaları hızla devam ediyor.
Tavukçuluk Sektörü, VIV Türkiye 2005 Dünya Veteriner Tavukçuluk Kongresi Fuarı'na yoğun ilgi gösteriyor… VIV Türkiye 2005, 25-27 Ağustos 2005 tarihlerinde HKF Fuarcılık A.Ş tarafından VNU Exhibitions Europe lisansı ile, aynen geçen yıl olduğu gibi Yeşilköy - CNR Expo Fuar Merkezin'de HALL 1 'de düzenlenecektir.
Dünyada toplam 8 ülkede organize edilen, Hollanda kökenli VNU Exhibitions Europe Şirketine ait Dünya Markası ULUSLARARASI TAVUKÇULUK FUARI VIV; ülkemizde şirketimiz tarafından lisanlı olarak 10-13 Haziran 2004 tarihlerinde VIV Türkiye 2004: 22. Dünya Tavukçuluk Kongresi Fuarı adı ile organize edilmiş olup, tüm katılımcıları profesyonel bir ortamda ulusal ve uluslararası ziyaretçilerle bir araya getirmiş ve hedeflerin çok üstünde siparişlerin, iş ilişkilerinin, talep artmalarının ve diğer bağlantıların sağlandığı "verimli" bir ticari ve bilimsel ortama evsahipliği yapmıştır.
Bu başarının sayesinde VIV TÜRKİYE Fuarı, yapılan denetimler neticesi, uluslararası fuarcılıkta en yüksek kalitenin sembolü olan ve Dünya Fuar Organizasyonları Birliği UFİ tarafından verilen, UFİ ONAYLI FUAR simgesini taşımaya layık görülmüştür.
14.WVPC Dünya Veteriner Tavukçuluk Kongresi'nin de etkisiyle, VIV Türkiye 2005 çok farklı bir boyut kazanarak, katılımcı firma sayısını ve net stand alanını ikiye katlayacaktır. VIV Türkiye 2005 Fuarı katılımcısı, bugün itibariyle, 20 ülkeden gelen 124 yabancı ve 80 yerli olmak üzere toplam 215 firmaya ulaşmıştır. Fuar tarihine kadar katılımcı sayısının 350'ü aşması beklenmektedir.
Kongre delegeleri de dahil olmak üzere, 15.000 profesyonelin ziyaret edeceği fuar, dünya tavukçuluk sektörüne, en son teknolojileri sergilemek, yeni bağlantılar kurmak, yeni temsilcilikler almak ve vermek için kaçırılmaz bir fırsat olacaktır.
Satış çalışmalarının tamamlanmasından sonra detaylı bir organizasyon ve fuar sırasında yer alacak yeni etkinlikler için çalışacak olan VIV Ekibi, çalışmalarının her aşamasında katılımcılarımızı bilgilendirmeye devam edecektir.
Geleneksel olarak Tarım Bakanlığı'nın himayesinde ve Türkiye Bilimsel Tavukçuluk Derneği, BESD-BİR, Türkiye Yumurta Üreticileri ve Türkiye Yem Sanayicileri Birliği'nin sponsorluğunda düzenlenecek olan VIV Türkiye 2005 Fuarı; sektördeki en yeni ürün ve hizmetleri Türkiye'den ve çevre ülkelerden gelen üreticilerle buluşturarak, Tavukçuluk sektörümüzün dünyaya açılan kapısı olacaktır.
VIV Türkiye 2005 Fuarı ilgili detaylı bilgi için tulin@hkf-fairs.com adresinden ve 0212 216 40 10 no'lu telefondan VIV Türkiye 2005 Fuar Müdürü Tülin Yeşilgonca ile irtibat kurabilirsiniz.

Türkiye'nin altın yumurtlayan devleri
ANKARA - Etçi ve yumurta tavuğu damızlığında yüzde 100 dışa bağımlı olan Türkiye, Atatürk'ün kurduğu araştırma enstitüsü sayesinde, yumurta tavuğunda bağımlılık zincirini kırdı. Atatürk tarafından 1930 yılında kurulan Ankara Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü (ATAE) dünyada, biri Türkiye'de olmak üzere sadece 6 ülkenin sahip olduğu "safhat" tavuklar sayesinde, 3 cins ticari değeri çok yüksek tavuk ırkı geliştirdi. Yaklaşık 11 yıllık ıslah çalışması sonucunda geliştirilen ve "ATABEY, ATAK ve ATAK-S" adları ile Türk Patent Enstitüsü'ne (TPE) tescil ettirilen tavuk ırkları, halen Türkiye'de tescil edilen ve ticari önemi olan ilk hayvan ırkları niteliğinde. ATAE, 3 yılda gerçekleştirdiği 2.5 milyon YTL'lik yatırım ile yumurta tavuğu damızlığında Türkiye'nin tüm ihtiyacını karşılayacak hale geldi.
Kaşıkçı Elması gibi korunuyor
ATAE Müdürü Cengizhan Mızrak'ın verdiği bilgiye göre, Türkiye, etçi ve yumurta tavuğu damızlığında yüzde 100 dışa bağımlı. Etçi tavuk için yıllık 5 milyon adet, yumurta tavuğu için de 400-500 bin adet damızlık yumurta-civciv ithal ediliyor. Damızlıklar, "pureline" denilen "safhat" ırklar üzerinde yapılan ıslah çalışmaları sonucunda elde ediliyor. Dünyada biri Türkiye'de olmak üzere sadece 6 ülkede "safhat" ırk tavuk bulunuyor. Çok önemli ticari gen kaynağı olan "safhat" tavuklar, alınıp satılmıyor ve ticari değerleri ölçülemiyor. ABD, İngiltere, Çek Cumhuriyeti gibi rekabet gücünü elinde tutmak isteyen ülkeler, 40-50 yıla varan ıslah çalışmaları ile safhatlardan damızlıklar elde ettiği için, bu ırkları hiç bir şekilde satmıyor. Safhat tavuklar, halen Topkapı Müzesi'nde sergilenen "Kaşıkçı Elması" kadar iyi korunuyor, saklanıyor ve asla ticarete konu edilmiyor.
Ankara-Haymana yolu 30. km'de bulunan, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'na bağlı ATAE'nin Müdürü Cengizhan Mızrak'ın verdiği bilgiye göre, Türkiye, halen Bilimsel Tavukçuluk Derneği Başkanı ve Türkiye'de tavukçuluk konusunda en önemli otorite olan Prof. Dr. Rüveyda Akbay sayesinde safhat sahibi oldu.
Prof. Dr. Rüveyda Akbay'ın kişisel ilişkileri sayesinde, 1995 yılında, Kanada'dan düşük bir ücret karşılığında, 6'sı kahverengi, 4 tanesi beyaz 10 değişik safhata ait damızlık yumurtalar alınarak, araştırma enstitüsünün Haymana'daki çiftliğinde ıslah çalışmaları başlatıldı.
10 yılda geliştirildi
Safhatlardan "grandgrandparent"lar, bunlardan "grandparent"lar, bunlardan da damızlık olarak kullanılan "parent"lar elde ediliyor. Yani etçi ve yumurtacı tavukta damızlık konusunda yüzde 100 dışa bağımlı olan Türkiye, ancak 3. nesil damızlıkları ithal edebiliyor. Araştırma enstitüsünün 10 yıl süren ıslah çalışmaları sonucunda, "Türk tavuğu" olarak nitelendirilebilecek 3 damızlık ırkı geliştirildi. ATABEY, ATAK ve ATAK-S adları ile TPE'ye bu yılbaşında tescil ettirilen damızlık ırklara ait hibritler, geçen yıl deneme ve test amacıyla ticari firmalara verildi. Piyasa testi sonuçlarından başarı ile geçen damızlıklar, 2006 yılı Şubat ayından itibaren de genel satışa sunulacak.
Yumurta tavukçuluğu sektöründe kullanılan bir günlük damızlık civcivlerin tanesi 6 dolara ithal edilirken, ATAE, damızlık civcivleri 3 dolara satıyor.
Her gün 18 bin tavuk test ediliyor
ATAE, Türkiye şartlarına uygun ve ticari önemi olan damızlık tavuk ırkı ıslahı çalışmalarında, Ankara, Selçuk, 19 Mayıs ve Ege üniversitelerinin ziraat ve veteriner fakülteleri ile işbirliği yapıyor. Enstitüde, halen 10 safhata ait 40 bin tavuk bulunuyor. Islah çalışmaları devam ettiği için, her dönem 18 bin tavuğa suni tohumlama yapılıyor ve teste tabi tutuluyor. Yem tüketimleri, ağırlıkları, yumurtaya başlama dönemleri izleniyor, her yumurtası teker teker tartılıyor. Bu nedenle enstitüdeki her yumurtanın hangi tavuk tarafından hangi tarihte yumurtladığı, kaç gram olduğuna ilişkin kayıtları var.
Mızrak, enstitüdeki her bir tavuğun 11 yıl geriye kadar bütün ebeveynine, akrabalarına, kardeşlerine ve bunların yumurta verimlerine ilişkin kayıtların bulunduğunu, bu tavukların nüfus kayıtlarının, pek çok vatandaşa göre çok daha sağlıklı, "secerelerinin tam" olduğunu söyledi.
Dev Türkiye 14/11/2005

Türkiye'nin 10 "Kaşıkçı Elması" daha var
Etçi ve yumurta tavuğu damızlığında yüzde 100 dışa bağımlı olan Türkiye, Atatürk'ün kurduğu araştırma enstitüsü sayesinde, yumurta tavuğunda bağımlılık zincirini kırdı.
A.A muhabirinin edindiği bilgiye göre, Atatürk tarafından 1930 yılında kurulan Ankara Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü (ATAE), dünyada, biri Türkiye'de olmak üzere sadece 6 ülkenin sahip olduğu ''safhat'' tavuklar sayesinde, 3 cins ticari değeri çok yüksek tavuk ırkı geliştirdi.
Yaklaşık 11 yıllık ıslah çalışması sonucunda geliştirilen ve ''ATABEY, ATAK ve ATAK-S'' adları ile Türk Patent Enstitüsü'ne (TPE) tescil ettirilen tavuk ırkları, halen Türkiye'de tescil edilen ve ticari önemi olan ilk hayvan ırkları niteliğinde. ATAE, 3 yılda gerçekleştirdiği 2.5 milyon YTL'lik yatırım ile yumurta tavuğu damızlığında Türkiye'nin tüm ihtiyacını karşılayacak hale geldi.
ATAE Müdürü Cengizhan Mızrak'ın verdiği bilgiye göre, Türkiye, etçi ve yumurta tavuğu damızlığında yüzde 100 dışa bağımlı. Etçi tavuk için yıllık 5 milyon adet, yumurta tavuğu için de 400-500 bin adet damızlık yumurta-civciv ithal ediliyor.
Damızlıklar, ''pureline'' denilen ''safhat'' ırklar üzerinde yapılan ıslah çalışmaları sonucunda elde ediliyor. Dünya'da biri Türkiye'de olmak üzere sadece 6 ülkede ''safhat'' ırk tavuk bulunuyor. Çok önemli ticari gen kaynağı olan ''safhat'' tavuklar, alınıp satılmıyor ve ticari değerleri ölçülemiyor. ABD, İngiltere, Çek Cumhuriyeti gibi rekabet gücünü elinde tutmak isteyen ülkeler, 40-50 yıla varan ıslah çalışmaları ile safhatlardan damızlıklar elde ettiği için, bu ırkları hiç bir şekilde satmıyor. Safhat tavuklar, halen Topkapı Müzesi'nde sergilenen ''Kaşıkçı Elması'' kadar iyi korunuyor, saklanıyor ve asla ticarete konu edilmiyor.
Türkiye, Prof. Akbay sayesinde safhat sahibi oldu
Ankara-Haymana yolu 30. km'de bulunan, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'na bağlı ATAE'nin Müdürü Cengizhan Mızrak'ın verdiği bilgiye göre, Türkiye, halen Bilimsel Tavukçuluk Derneği Başkanı ve Türkiye'de tavukçuluk konusunda en önemli otorite olan Prof. Dr. Rüveyda Akbay sayesinde safhat sahibi oldu.
Prof. Dr. Rüveyda Akbay'ın kişisel ilişkileri sayesinde, 1995 yılında, Kanada'dan düşük bir ücret karşılığında, 6'sı kahverengi, 4 tanesi beyaz 10 değişik safhata ait damızlık yumurtalar alınarak, araştırma enstitüsünün Haymana'daki çiftliğinde ıslah çalışmaları başlatıldı.
Türkiye, ancak 3. Nesil damızlıkları ithal edebiliyor
Safhatlardan ''grand grandparent''lar, bunlardan ''grandparent''lar, bunlardan da damızlık olarak kullanılan ''parent''lar elde ediliyor. Yani etçi ve yumurtacı tavukta damızlık konusunda yüzde 100 dışa bağımlı olan Türkiye, ancak 3. nesil damızlıkları ithal edebiliyor.
Araştırma enstitüsünün 10 yıl süren ıslah çalışmaları sonucunda, ''Türk Tavuğu'' olarak nitelendirilebilecek 3 damızlık ırkı geliştirildi. ATABEY, ATAK ve ATAK-S adları ile TPE'ye bu yılbaşında tescil ettirilen damızlık ırklara ait hibritler, geçen yıl deneme ve test amacıyla ticari firmalara verildi. Piyasa testi sonuçlarından başarı ile geçen damızlıklar, 2006 yılı Şubat ayından itibaren de genel satışa sunulacak. Geçen yıl bir milyon hibrit civcivin satıldığı, piyasanın tepkisinin çok iyi olduğu, Türkiye yanında yurtdışından da talep geldiği, Azerbaycan'dan bir firmanın enstitünün üretiminin tamamını istediği bildirildi.
ATAE'nin ıslah ile Türkiye şartlarına uyumlu getirdiği tavukların yaşama gücünün, ithal damızlıklara göre çok yüksek olduğu vurgulandı.
Yumurta tavukçuluğu sektöründe kullanılan bir günlük damızlık civcivlerin tanesi 6 dolara ithal edilirken, ATAE, damızlık civcivleri 3 dolara satıyor. Hibrit yumurta tavuklarının, 72 hafta olan ekonomik üretim dönemlerinde yılda 300-320 yumurta verdikleri, ATAE'nin tavuklarının da aynı düzeyi yakaladığı, hatta bazı çiftliklerde geçtiği belirtildi.
Etçi Tavukta Hala Dışa Bağımlı
Öte yandan, Cengizhan Mızrak Türkiye'nin etçi tavuk damızlığında yüzde 100 dışa bağımlılığının hala devam ettiğini kaydetti. Türkiye'de etçi tavuk konusunda safhata sahip olmadığı, bu nedenle bu alanda hiç bir araştırma ve çalışmanın bulunmadığını belirten Mızrak, ''Safhata sahip olan firmalar ve ülkelerin bunu satmaya yanaşmaması nedeniyle, bundan sonra da bu alanda çalışma başlatmak, bağımlılığı kırmak çok zor. Safhat bulunup çalışma başlatılsa bile, sonuç almak en az 10 yıl sürer'' dedi.
Mızrak'ın açıklamasına göre, bir ülkenin kendi safhatlarına sahip olması, hem ticari rekabet açısından hem de özellikle salgın hastalıklar açısından önem taşıyor. Safhatlara sahip ülke ya da firmalar, çok iyi özelliklere sahip damızlıkları, rekabette üstünlüğü kaybetmemek için satmıyor. Dolayısıyla, ithal edilen damızlıklar, ithal edilen ülkede kullanılandan daha büyük verim ve kalitede oluyor. Ayrıca, yalancı veba, kuş gribi gibi hastalıklar nedeniyle gelişmiş ülkelerden ithalat yasaklanınca, teknolojisi ve hayvancılığı daha az gelişmiş ülkelerden damızlık ithal etmek durumunda kalınıyor. Bu durumda da sektöre hastalık bulaşması riski artıyor.
Mızrak, ATAE'de 2001 yılından beri gerçekleştirilen ve 2.5 milyon YTL'ye ulaşan yatırımlar sayesinde, Türkiye'nin yıllık 400-500 bin adet yumurtacı damızlık ihtiyacını karşılayacak hale geldiklerini belirtirken, ''Hastalık nedeniyle Türkiye damızlık ithalatını tamamen yasaklasa, 6 ay sonra Türkiye'de yenecek et, yumurta kalmaz. Ama, bizim vereceğimiz damızlıklar sayesinde yumurtacılık sektörü tekrar üretmeye devam edebilir. Etçi tavukta ise büyük sorun yaşanır'' dedi.
Her Gün 18 Bin Tavuk Teste Tabi Tutuluyor, Yumurtalar Tek Tek Tartılıyor
ATAE, Türkiye şartlarına uygun ve ticari önemi olan damızlık tavuk ırkı ıslahı çalışmalarında, Ankara, Selçuk, 19 Mayıs ve Ege üniversitelerinin ziraat ve veteriner fakülteleri ile işbirliği yapıyor.
Enstitüde, halen 10 safhata ait 40 bin tavuk bulunuyor. Islah çalışmaları devam ettiği için, her dönem 18 bin tavuğa suni tohumlama yapılıyor ve teste tabi tutuluyor. Yem tüketimleri, ağırlıkları, yumurtaya başlama dönemleri izleniyor, her yumurtası teker teker tartılıyor. Bu nedenle enstitüdeki her yumurtanın hangi tavuk tarafından hangi tarihte yumurtladığı, kaç gram olduğuna ilişkin kayıtları var.
Mızrak, enstitüdeki her bir tavuğun 11 yıl geriye kadar bütün ebeveynine, akrabalarına, kardeşlerine ve bunların yumurta verimlerine ilişkin kayıtların bulunduğunu, bu tavukların nüfus kayıtlarının, pek çok vatandaşa göre çok daha sağlıklı, ''secerelerinin tam'' olduğunu söyledi.
Edinilen bilgiye göre, Türkiye'de gen kaynağı olarak Gerze ve Denizli tavukları da TPE tarafından tescil edilmesine karşın, bunların gen kaynağı olması dışında ticari bir önemi yok. Denizli tavuğu ötücü, Gerze tavuğu da dövüşçü nitelikleri ile öne çıkıyor. Bu tavukların 72 haftalık ekonomik verim dönemlerindeki yumurta sayısı ise 120-150'yi geçmiyor.
Fatma Orhan, Jurnaltürk 13.11.2005

İnekten sonra Türk tipi tavuk geliyor
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Türk tipi olarak bilinen Anadolu esmeri projesinden sonra şimdi de Türk tipi tavuk projesini geliştirdi. Bakanlık, Ankara Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü'nde geliştirilen Atabey, Atak ve Atak-s olarak isimlendirilen tavuklar için Türk Patent Enstitüsü'ne marka tescili için başvuru yaptı. Teste alınan onlarca kombinasyon içerisinden 10 yıl süren çalışmalar sonucunda en iyi verimi veren 2'si kahverengi, biri de beyaz yumurtacı tavuk üzerinden 3 adet 'Türk tipi tavuk' geliştirilerek piyasaya sunulmaya hazır hale getirildi.
19.07.2004 Güneş Gazetesi

TRİLYONLUK GIDAK!
Türkiye'nin yumurta tavuklarına paha biçilemiyor. "Safhat" tavuklardan üretilen ticari değeri yüksek 3 ırk, Kaşıkçı Elması kadar değerli
1930 yılında Atatürk tarafından kurulan Ankara Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü (ATAE), Türkiye'nin sahip olduğu "safhat" tavuklar sayesinde, 3 cins ticari değeri çok yüksek tavuk ırkı geliştirdi. Yaklaşık 11 yıllık ıslah çalışması sonucunda geliştirilen ve "ATABEY, ATAK ve ATAK-S" adları ile tescil ettirilen tavuk ırkları, Türkiye'de ticari önemi olan ilk hayvan ırkları niteliğinde. Türkiye, etçi ve yumurta tavuğu damızlığında yüzde 100 dışa bağımlı. Etçi tavuk için yıllık 5 milyon adet, yumurta tavuğu için de 400-500 bin adet damızlık yumurta-civciv ithal ediliyor. Çok önemli ticari gen kaynağı olan "safhat" tavuklar, alınıp satılmıyor ve ticari değerleri ölçülemiyor. ABD, İngiltere, Çek Cumhuriyeti gibi rekabet gücünü elinde tutmak isteyen ülkeler, ıslah çalışmaları ile safhatlardan damızlıklar elde ettiği için, bu ırkları hiç bir şekilde satmıyor. Safhat tavuklar, halen Topkapı Müzesi'nde sergilenen "Kaşıkçı Elması" kadar iyi korunuyor, saklanıyor ve asla ticarete konu edilmiyor.
ANKARA (AA)
Adları horozu andırıyor ama...
Atabey, Atak ve Atak-S isimleriyle tescillenen tavuklar isimleri nedeniyle horoz zannediliyor. Benzerleri sadece 6 ülkede bulunan "safhat" tavuklar satılmıyor
14.11.2005 Yeni Şafak Gazetesi
|
TİKA'dan tavukçuluk sektörüne destek
TİKA'dan Türkmenistan'ın tavukçuluk sektörüne destek
07 Mayıs 2010 16:14:03
Türkiye İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı (TİKA), Türkmenistan'da tavukçuluk sektörüne önemli katkıda bulundu. TİKA'nın desteğiyle Ankara Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü ile Türkmenmalları Devlet Birliği arasında yürütülen 'Yumurtacı Hibrit ve Ebeveynlerin Türkmenistan'da Üretilmesi' adı verilen proje başarıyla sona erdi. Türkmenistan'da tavukçuluk sektörünün gelişmeye başladığı bir dönemde önemli bir projeyi başarıyla tamamlamanın mutluluğu yaşandı.
TİKA tarafından desteklenen proje, başkent Aşkabat'a 220 kilometre mesafedeki Tecen ilçesinde düzenlenen devir-teslim töreni ile sona erdi. Törene, TİKA Türkmenistan temsilcisi Kemal Özcan'ın yanı sıra Türkmenmallar Devlet Birliği Başkan Yardımcısı Oraz Annageldiyev, Ankara Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü Müdürü Cengizhan Mızrak, Türkiye Aşkabat Büyükelçisi Hüseyin Avni Bıçaklı'nın babası Numan Bıçaklı, elçilik mensupları ve çok sayıda davetli katıldı.
Törende açılış konuşmasını gerçekleştiren Türkmenmalları Devlet Birliği Başkan Yardımcısı Oraz Annageldiyev, ülkede tavukçuluk sektörünün geliştiğini ve bu projenin sektörün daha da kalkınmasına önemli katkı sağlayacağını kaydetti. Projenin 2005 yılında başladığına dikkat çeken Annageldiyev, "Kuş gribi gibi bazı nedenlerle proje biraz gecikti. Ancak buna rağmen, proje başarıyla tamamlandı. Projede emeği geçen Türk kardeşlerimize çok teşekkür ediyoruz" diye konuştu.
TİKA Türkmenistan temsilcisi Kemal Özcan, projenin son 1 yılda daha da hızlandırıldığını ve bugünkü günde projenin başarıyla sona erdirilmesinin mutluluğunu yaşadıklarını kaydetti.
TÜRKMENİSTAN'DA TAVUKÇULUK SEKTÖRÜ YENİ BİR SEKTÖR
Ankara Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü Müdürü Cengizhan Mızrak, Türkmenistan'da tavukçuluk sektörünün çok yeni ve gelişmeye açık bir sektör olduğunu kaydetti. Bunu bazı rakamlarla ifade eden Mızrak, "6 milyon nüfuslu ülkede tavuk eti tüketimi 4 kilogram. Bu da yıllık 16 milyon et tavuğu anlamına geliyor. Önümüzdeki 5 yılda tüketimin 10 kilograma ulaşacağını tahmin edersek, yaklaşık 40 milyon tavuk eti üretilmesi gerekiyor. Bu da mevcut kapasitenin en az 20 kat daha arttırılması gerektiği anlamına geliyor. Yumurtada aynı şekilde şu anda üretilen yaklaşık 100 milyon, önümüzdeki 5 yıllık ihtiyaç 1 milyar adet. Sektörün yaklaşık 10 kat daha büyümesi gerekiyor" dedi.
Türkiye'nin tavukçuluk sektöründe birçok Avrupa Birliği ülkesinden daha iyi durumda olduğunu kaydeden Mızrak, elde ettiğimiz bu başarı ve birikimi Türkmen kardeşlerimizle paylaşmak, öğrendiklerimizi onlara da öğretmek amacıyla bu projeyi başlattıklarını ifade etti.
Resmi konuşamaların ardından, Türkmen tarafı TİKA temsilcisi Kemal Özcan, Ankara Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü Müdürü Cengizhan Mızrak, Ankara Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü Müdür Yardımcısı Osman Durmuş'a teşekkür mektubu ve Türkmen milli kıyafetini hediye etti. Ayrıca, TİKA temsilcisi Kemal Özcan ile Türkmenmalları Devlet Birliği Başkan Yardımcısı Oraz Annageldiyev, projenin devir-teslimiyle ilgili anlaşmayı imzalayarak, töreni bitirdiler.
TÜRKMEN UZMANINDAN TEŞEKKÜR KONUŞMASI
Projenin hayata geçirilmesinde önemli katkı sağlayan Türkmen malları Devlet Birliği uzmanı Övez Annamuhammedov, Türkmenistan'da tavukçuluk sektörünün hızla geliştiğini kaydetti. Annamuhammedov, "Proje kapsamında civcivler çıkarıldıktan sonra yem problemi yaşadık. Ancak bu sorunu da aştık. Türkiye tarım alanında büyük bir tecrübeye sahip ülke. Yem üretilmesi amacıyla bazı bitki türlerinin Türkmenistan'da yetiştirilmesiyle ilgili TİKA ile ortaklaşa bir proje daha başlatılabiliriz. Proje tamamlanması Türkmen-Türk dostluk ilişkilerimizin sona ermesi anlamına gelmez. İşbirliğimizi sürdürelim." diye konuştu.
Bu projeyle Türkmenistan'da Atak S adlı Türk tipi yumurtacı damızlık tavukların yetişdirilmesine başlandı. Proje kapsamında Türkiye'den Türkmenistan'a 22 bin 500 adet damızlık yumurta getirildi. Yumurtalardan yaklaşık 15 bin civarında damızlık civciv çıkarıldı. Ahal vilayetinin Tecen kentinde yine TİKA tarafından kurulan 5 bin civciv kapasiteli büyütme kümesinde civcivler büyütüldü. Tüm üretim süresince Türk uzmanları Türkmenistan'a defalarca gelerek, damızlık bir yumurtadan ilk hibrit civciv elde edilmesine kadar tüm aşamaları uygulamalı olarak Türkmen uzmanlarına öğrettiler. Bugünkü günde torunları olan ilk hibrit civcivler çıkarıldı. Ayrıca, proje kapsamında 17 kişiye Türkiye'de eğitim verildi.
Tamamen çevre kontrollü olarak planlanan kümesler aydınlatma, soğutma, havalandırma ve ısıtma sistemlerinden oluşurken, sulama ve yemleme otomatik olarak yapıldı.
(CİHAN)
TİKA'dan Türkmenistan'ın tavukçuluk sektörüne destek
TECEN (CİHAN)- Türkiye İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı (TİKA), Türkmenistan'da tavukçuluk s...
TECEN (CİHAN)- Türkiye İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı (TİKA), Türkmenistan'da tavukçuluk sektörüne önemli katkıda bulundu. TİKA'nın desteğiyle Ankara Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü ile Türkmenmalları Devlet Birliği arasında yürütülen 'Yumurtacı Hibrit ve Ebeveynlerin Türkmenistan'da Üretilmesi' adı verilen proje başarıyla sona erdi. Türkmenistan'da tavukçuluk sektörünün gelişmeye başladığı bir dönemde önemli bir projeyi başarıyla tamamlamanın mutluluğu yaşandı.
TİKA tarafından desteklenen proje, başkent Aşkabat'a 220 kilometre mesafedeki Tecen ilçesinde düzenlenen devir-teslim töreni ile sona erdi. Törene, TİKA Türkmenistan temsilcisi Kemal Özcan'ın yanı sıra Türkmenmallar Devlet Birliği Başkan Yardımcısı Oraz Annageldiyev, Ankara Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü Müdürü Cengizhan Mızrak, Türkiye Aşkabat Büyükelçisi Hüseyin Avni Bıçaklı'nın babası Numan Bıçaklı, elçilik mensupları ve çok sayıda davetli katıldı.
Törende açılış konuşmasını gerçekleştiren Türkmenmalları Devlet Birliği Başkan Yardımcısı Oraz Annageldiyev, ülkede tavukçuluk sektörünün geliştiğini ve bu projenin sektörün daha da kalkınmasına önemli katkı sağlayacağını kaydetti. Projenin 2005 yılında başladığına dikkat çeken Annageldiyev, "Kuş gribi gibi bazı nedenlerle proje biraz gecikti. Ancak buna rağmen, proje başarıyla tamamlandı. Projede emeği geçen Türk kardeşlerimize çok teşekkür ediyoruz" diye konuştu.
TİKA Türkmenistan temsilcisi Kemal Özcan, projenin son 1 yılda daha da hızlandırıldığını ve bugünkü günde projenin başarıyla sona erdirilmesinin mutluluğunu yaşadıklarını kaydetti.
TÜRKMENİSTAN'DA TAVUKÇULUK SEKTÖRÜ YENİ BİR SEKTÖR
Ankara Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü Müdürü Cengizhan Mızrak, Türkmenistan'da tavukçuluk sektörünün çok yeni ve gelişmeye açık bir sektör olduğunu kaydetti. Bunu bazı rakamlarla ifade eden Mızrak, "6 milyon nüfuslu ülkede tavuk eti tüketimi 4 kilogram. Bu da yıllık 16 milyon et tavuğu anlamına geliyor. Önümüzdeki 5 yılda tüketimin 10 kilograma ulaşacağını tahmin edersek, yaklaşık 40 milyon tavuk eti üretilmesi gerekiyor. Bu da mevcut kapasitenin en az 20 kat daha arttırılması gerektiği anlamına geliyor. Yumurtada aynı şekilde şu anda üretilen yaklaşık 100 milyon, önümüzdeki 5 yıllık ihtiyaç 1 milyar adet. Sektörün yaklaşık 10 kat daha büyümesi gerekiyor" dedi.
Türkiye'nin tavukçuluk sektöründe birçok Avrupa Birliği ülkesinden daha iyi durumda olduğunu kaydeden Mızrak, elde ettiğimiz bu başarı ve birikimi Türkmen kardeşlerimizle paylaşmak, öğrendiklerimizi onlara da öğretmek amacıyla bu projeyi başlattıklarını ifade etti.
Resmi konuşamaların ardından, Türkmen tarafı TİKA temsilcisi Kemal Özcan, Ankara Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü Müdürü Cengizhan Mızrak, Ankara Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü Müdür Yardımcısı Osman Durmuş'a teşekkür mektubu ve Türkmen milli kıyafetini hediye etti. Ayrıca, TİKA temsilcisi Kemal Özcan ile Türkmenmalları Devlet Birliği Başkan Yardımcısı Oraz Annageldiyev, projenin devir-teslimiyle ilgili anlaşmayı imzalayarak, töreni bitirdiler.
TÜRKMEN UZMANINDAN TEŞEKKÜR KONUŞMASI
Projenin hayata geçirilmesinde önemli katkı sağlayan Türkmen malları Devlet Birliği uzmanı Övez Annamuhammedov, Türkmenistan'da tavukçuluk sektörünün hızla geliştiğini kaydetti. Annamuhammedov, "Proje kapsamında civcivler çıkarıldıktan sonra yem problemi yaşadık. Ancak bu sorunu da aştık. Türkiye tarım alanında büyük bir tecrübeye sahip ülke. Yem üretilmesi amacıyla bazı bitki türlerinin Türkmenistan'da yetiştirilmesiyle ilgili TİKA ile ortaklaşa bir proje daha başlatılabiliriz. Proje tamamlanması Türkmen-Türk dostluk ilişkilerimizin sona ermesi anlamına gelmez. İşbirliğimizi sürdürelim." diye konuştu.
Bu projeyle Türkmenistan'da Atak S adlı Türk tipi yumurtacı damızlık tavukların yetişdirilmesine başlandı. Proje kapsamında Türkiye'den Türkmenistan'a 22 bin 500 adet damızlık yumurta getirildi. Yumurtalardan yaklaşık 15 bin civarında damızlık civciv çıkarıldı. Ahal vilayetinin Tecen kentinde yine TİKA tarafından kurulan 5 bin civciv kapasiteli büyütme kümesinde civcivler büyütüldü. Tüm üretim süresince Türk uzmanları Türkmenistan'a defalarca gelerek, damızlık bir yumurtadan ilk hibrit civciv elde edilmesine kadar tüm aşamaları uygulamalı olarak Türkmen uzmanlarına öğrettiler. Bugünkü günde torunları olan ilk hibrit civcivler çıkarıldı. Ayrıca, proje kapsamında 17 kişiye Türkiye'de eğitim verildi.
Tamamen çevre kontrollü olarak planlanan kümesler aydınlatma, soğutma, havalandırma ve ısıtma sistemlerinden oluşurken, sulama ve yemleme otomatik olarak yapıldı.
(CİHAN)
| TİKA'dan Türkmenistan'ın tavukçuluk sektörüne destek |
| Türkiye İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı (TİKA), Türkmenistan’da tavukçuluk sektörüne önemli katkıda bulundu. |
Türkiye İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı (TİKA), Türkmenistan'da tavukçuluk sektörüne önemli katkıda bulundu. TİKA'nın desteğiyle Ankara Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü ile Türkmenmalları Devlet Birliği arasında yürütülen 'Yumurtacı Hibrit ve Ebeveynlerin Türkmenistan'da Üretilmesi' adı verilen proje başarıyla sona erdi. Türkmenistan'da tavukçuluk sektörünün gelişmeye başladığı bir dönemde önemli bir projeyi başarıyla tamamlamanın mutluluğu yaşandı. TİKA tarafından desteklenen proje, başkent Aşkabat'a 220 kilometre mesafedeki Tecen ilçesinde düzenlenen devir-teslim töreni ile sona erdi. Törene, TİKA Türkmenistan temsilcisi Kemal Özcan'ın yanı sıra Türkmenmallar Devlet Birliği Başkan Yardımcısı Oraz Annageldiyev, Ankara Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü Müdürü Cengizhan Mızrak, Türkiye Aşkabat Büyükelçisi Hüseyin Avni Bıçaklı'nın babası Numan Bıçaklı, elçilik mensupları ve çok sayıda davetli katıldı. Törende açılış konuşmasını gerçekleştiren Türkmenmalları Devlet Birliği Başkan Yardımcısı Oraz Annageldiyev, ülkede tavukçuluk sektörünün geliştiğini ve bu projenin sektörün daha da kalkınmasına önemli katkı sağlayacağını kaydetti. Projenin 2005 yılında başladığına dikkat çeken Annageldiyev, 'Kuş gribi gibi bazı nedenlerle proje biraz gecikti. Ancak buna rağmen, proje başarıyla tamamlandı. Projede emeği geçen Türk kardeşlerimize çok teşekkür ediyoruz' diye konuştu. TİKA Türkmenistan temsilcisi Kemal Özcan, projenin son 1 yılda daha da hızlandırıldığını ve bugünkü günde projenin başarıyla sona erdirilmesinin mutluluğunu yaşadıklarını kaydetti. TÜRKMENİSTAN'DA TAVUKÇULUK SEKTÖRÜ YENİ BİR SEKTÖR Ankara Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü Müdürü Cengizhan Mızrak, Türkmenistan'da tavukçuluk sektörünün çok yeni ve gelişmeye açık bir sektör olduğunu kaydetti. Bunu bazı rakamlarla ifade eden Mızrak, '6 milyon nüfuslu ülkede tavuk eti tüketimi 4 kilogram. Bu da yıllık 16 milyon et tavuğu anlamına geliyor. Önümüzdeki 5 yılda tüketimin 10 kilograma ulaşacağını tahmin edersek, yaklaşık 40 milyon tavuk eti üretilmesi gerekiyor. Bu da mevcut kapasitenin en az 20 kat daha arttırılması gerektiği anlamına geliyor. Yumurtada aynı şekilde şu anda üretilen yaklaşık 100 milyon, önümüzdeki 5 yıllık ihtiyaç 1 milyar adet. Sektörün yaklaşık 10 kat daha büyümesi gerekiyor' dedi. Türkiye'nin tavukçuluk sektöründe birçok Avrupa Birliği ülkesinden daha iyi durumda olduğunu kaydeden Mızrak, elde ettiğimiz bu başarı ve birikimi Türkmen kardeşlerimizle paylaşmak, öğrendiklerimizi onlara da öğretmek amacıyla bu projeyi başlattıklarını ifade etti. Resmi konuşamaların ardından, Türkmen tarafı TİKA temsilcisi Kemal Özcan, Ankara Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü Müdürü Cengizhan Mızrak, Ankara Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü Müdür Yardımcısı Osman Durmuş'a teşekkür mektubu ve Türkmen milli kıyafetini hediye etti. Ayrıca, TİKA temsilcisi Kemal Özcan ile Türkmenmalları Devlet Birliği Başkan Yardımcısı Oraz Annageldiyev, projenin devir-teslimiyle ilgili anlaşmayı imzalayarak, töreni bitirdiler. TÜRKMEN UZMANINDAN TEŞEKKÜR KONUŞMASI Projenin hayata geçirilmesinde önemli katkı sağlayan Türkmen malları Devlet Birliği uzmanı Övez Annamuhammedov, Türkmenistan'da tavukçuluk sektörünün hızla geliştiğini kaydetti. Annamuhammedov, 'Proje kapsamında civcivler çıkarıldıktan sonra yem problemi yaşadık. Ancak bu sorunu da aştık. Türkiye tarım alanında büyük bir tecrübeye sahip ülke. Yem üretilmesi amacıyla bazı bitki türlerinin Türkmenistan'da yetiştirilmesiyle ilgili TİKA ile ortaklaşa bir proje daha başlatılabiliriz. Proje tamamlanması Türkmen-Türk dostluk ilişkilerimizin sona ermesi anlamına gelmez. İşbirliğimizi sürdürelim.' diye konuştu. Bu projeyle Türkmenistan'da Atak S adlı Türk tipi yumurtacı damızlık tavukların yetişdirilmesine başlandı. Proje kapsamında Türkiye'den Türkmenistan'a 22 bin 500 adet damızlık yumurta getirildi. Yumurtalardan yaklaşık 15 bin civarında damızlık civciv çıkarıldı. Ahal vilayetinin Tecen kentinde yine TİKA tarafından kurulan 5 bin civciv kapasiteli büyütme kümesinde civcivler büyütüldü. Tüm üretim süresince Türk uzmanları Türkmenistan'a defalarca gelerek, damızlık bir yumurtadan ilk hibrit civciv elde edilmesine kadar tüm aşamaları uygulamalı olarak Türkmen uzmanlarına öğrettiler. Bugünkü günde torunları olan ilk hibrit civcivler çıkarıldı. Ayrıca, proje kapsamında 17 kişiye Türkiye'de eğitim verildi. Tamamen çevre kontrollü olarak planlanan kümesler aydınlatma, soğutma, havalandırma ve ısıtma sistemlerinden oluşurken, sulama ve yemleme otomatik olarak yapıldı. (CİHAN) |
| |
|
www.showhaber.com
Türkiye'den Türkmenistan tavukçuluğuna destek
Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi (TİKA) Türkmenistan Koordinatörlüğü, Tarım ve Köyişleri Bakanlığına bağlı Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü ile birlikte Türkmenistan'da kurduğu tavuk çiftliğini Türkmen makamlarına törenle teslim etti.
Tecen ilçesindeki Saparmurat Niyazov Çiftçiler Birliği adına kurulan tavukçuluk tesisinin devir-teslim törenine, TİKA Türkmenistan Koordinatörü Kemal Özcan, Türkmenmalları Devlet Birliği Başkan Yardımcısı Oraz Annageldiyev, Tarım ve Köyişleri Bakanlığına bağlı Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü Müdürü Cengizhan Mızrak, Türk Büyükelçiliği müşavirleri ve öteki Türkmen yetkililer katıldı.
Törende konuşan Türkmenmalları Devlet Birliği Başkan Yardımcısı Oraz Annageldiyev, TİKA'nın Türkmenistan tarım ve hayvancılık sektöründe önemli projeleri hayata geçirdiğini belirterek, TİKA tarafından kurulan tesisin bir benzerini yakın zamanda ülkenin diğer 4 eyaletinde de kurmak istediklerini söyledi. Ülkenin damızlık tavuk ihtiyacının bu tesisten karşılanacağını kaydeden Annageldiyev, tesisin kendilerine teslim edilmesiyle TİKA ile işbirliğinin bitmediğini, aksine yeni başladığını söyledi.
TİKA Türkmenistan Koordinatörü Kemal Özcan ise İdare olarak Türkmenistan'ın tarım ve hayvancılık sektöründe önemli projeleri hayata geçirdiklerini ifade ederek, kurulan tesisin ülkenin damızlık tavuk ihtiyacının yüzde 20'sini karşılayacağını belirtti.
Tesis konusunda bilgi veren Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü Müdürü Cengizhan Mızrak, tesiste 4500 ATAK-s yumurta tavuğunun bulunduğunu belirterek, bu tavuklardan yılda 280-300 kadar yumurta alınabileceğini söyledi. Günümüzde Türkmenistan'da tavuk eti tüketiminin yıllık 4 kilo civarında, Türkiye'de ise bunun 17 kilo olduğunu ifade eden Mızrak, Türkmenistan'da sektörün gelişmesiyle bunun önümüzdeki 5 yılda 10 kiloyu bulmasının beklendiğini söyledi.
Törende, ülkenin tavukçuluk sektör temsilcilerinin konuşmalarından sonra Türkmenmalları Devlet Birliği Başkan Yardımcısı Oraz Annageldiyev ile TİKA Türkmenistan Koordinatörü Kemal Özcan arasında devir-teslim protokolü imzalandı.
-ÜLKE İHTİYACININ TAMAMINI KARŞILAYABİLİR-
Toplam 250 bin dolara mal olan ''Ankara Tavukçuluk Araştırma Enstitüsünce Geliştirilen Yumurtacı Hibrit ve Ebeveynlerin Türkmenistan;da Üretilmesi Projesi''nin temelleri 2005 yılında atıldı.
Proje çerçevesinde Tarım ve Köyişleri Bakanlığına bağlı Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü uzmanları, tavukçuluk sektöründe çalışan 17 Türkmen'e Türkiye`de mesleki eğitim verdi.
Türkmenistan`ın Türkmen Malları Devlet Birliği ile ortaklaşa yürütülen projenin ikinci aşamasında ise Tecen ilçesinde tavukçuluk tesisi kuruldu. 5 bin kapasiteli civciv büyütme ve yine 5 bin tavuk kapasiteli damızlık kümesi olarak iki ayrı bölümden oluşan tesis modern ekipmanlarla donatıldı. 2006 yılında tesisin aydınlatma, soğutma, havalandırma, ısıtma, yemleme ve sulama sistemleri kurulmasına rağmen, 2006-2008 yılları arasında yaşanan Kuş Gribi dolayısıyla proje donduruldu. 2009 yılında proje yeniden başlatıldı.
TİKA tarafından Tecen;e kurulan damızlık işletmesinin, ülkenin yumurta tavuğu ihtiyacının yüzde 20;sini karşılaması bekleniyor. Kapasite artırılarak sayının 22 bin adete çıkarılmasıyla ülkenin tamamının yumurta ihtiyacını karşılayabilecek sayıda hibrit tavuk üretimi yapılabileceği ve Türkmenistan'ın bu konuda dışa bağımlılığının sona ereceği kaydedildi.
Türkmenistan halen yumurta ve beyaz et ihtiyacının büyük bir kısmını yurt dışından karşılıyor. Ülkede kırmızı etin kilosu yaklaşık 3,5 dolar iken, tavuk etinin kilosu 4 doları aşıyor. 07.05.010 STAR GAZETESİ
|
 |
 |
TAE’DEN BÜYÜK YATIRIM
Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü Kuluçkahane ve Saf Hat Yedekleme Ünitesi Tarım ve Köy İşleri Bakanı Mehdi Eker, TBMM Tarım Komisyonu Başkanı Vahit Kirişçi, Müsteşar Vedat Mirmahmutoğulları, Bakanlık üst düzey yöneticileri ve sektör temsilcilerinin katılımıyla yapıldı.
Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü Kuluçkahane ve Saf Hat Yedekleme Ünitesi’nin, açılışını yapan Tarım ve Köy İşleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker, “Bu tesisle birlikte yumurta sektörümüzün damızlık sorunu çözülmüştür” dedi.
Tarım ve Köy İşleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker, açılışta yaptığı konuşmada, kuluçkahane kapmasında, enstitü kapasitesini 3 kat artırarak ülkede modern damızlık kafeslerde üretim yapan 3 işletmeden biri olduğunu söyledi. Enstitünün, tamamının yurt dışından karşılanan yumurtacı damızlık ihtiyacını karşılayabilecek kapasiteye ulaştığını da belirten Eker, “Bu sektör açısından Tarım Bakanlığı ve bilim insanları için çok önemli bir gün. Yumurta tavukçuluğunda çok önemli bir ihtiyacın, artık bütünü ile Türkiye’de geliştirilebileceğini ve üretilebileceğini gösteren sisteme kavuştuk” diye konuştu.
Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü Müdürü Dr. Cengizhan Mızrak Bakan Eker’e basına ve misafirlere tesisleri gezdirerek şu bilgileri verdi.
Türkiye’nin yumurtalık damızlık ihtiyacını tamamen dışarıdan ithal eden bir ülke olduğunu, “Ancak bu tesisle birlikte yumurta sektörünün damızlık sorununa çözüm getirdiğini söyledi. Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü, son 5 yılda yapılan yatırımlarla ihtiyacın tamamını karşılayacak duruma geldi. 2004 yılında 3 adet yumurtacı hat geliştirdi. Bunlara Atabey Atak ve Atak-S isimleri verildi. Ülkemizin yıllık yumurtacı damızlık ihtiyacı 450-500 bin adet civarındadır. Şimdiye kadar bu ihtiyacın tamamı ithal yolu ile karşılanıyor, bunun karşılığında her yıl milyonlarca dolar dışarı gidiyordu. Yeni yapılan kuluçkahanede yıl boyunca 52 hafta süreyle 80 bin dişi civciv çıkacak. Türkiye’de isteyen bütün işletmelere ihtiyacı olan ticari civciv verilebilecek. Tesisin kapasitesi gerektiğinde 800 bine çıkarılabilecek”
Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü Müdürü Dr. Cengizhan Mızrak Anayurt Gazetesi muhabiri Abdullah Cengiz’e Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü hakkında bilgi verdi.
Mızrak: Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü, dünyada biri Türkiye’de olmak üzere sadece altı ülkenin sahip olduğu ‘saf hat’ tavuklar sayesinde ticari değeri çok yüksek üç tavuk ırkı geliştirdi.
Atabey, Atak ve Atak-S adlarıyla Türk Patent Enstitüsü’ne (TPE) tescil ettirilen tavuklar, Türkiye’de ticari önemi olan ilk hayvan ırkları özelliği taşıyor” dedi.
Tavukçuluk Araştırma Enstitüsünde yapılan ıslah çalışmaları sonucu ortaya çıkan ve Türkiye’nin ilk yerli yumurtacı tavuğu olma özelliğini taşıyan Atak, Atabey ve Atak-S ‘lerin, yaşam gücü bakımından ithal damızlıklardan daha iyi durumda olduğuna değinen Mızrak, “Yerli damızlıkların yaşam gücü daha yüksek olduğu gibi hastalıktan da ari durumdalar. Şu anda hastalık taşıma riskleri yok. Bu nedenle kuş gribi gibi salgın hastalıklar nedeni ile, dışarıdan tavuk alımı durdurulduğunda kendi ırklarımızla krizleri de atlatabileceğiz” dedi.
Mızrak’tan tavuk işletmelerine çağrı
Türkiye’de isteyen bütün işletmelere ihtiyacı olan ticari civciv verebilecek durumdayız.
Halkımız Ankara Yenimahalle’de bulunan satış ofisimizden günlük yumurta temin edebilirler..
ANAYURT GAZETESİ 15.03.2010
‘ELE GÜNE MUHTAÇ OLMAYIZ’
TAVUKÇULUK Araştırma Enstitüsü’nün Kuluçkahane ve Saf Hat Yedekleme Ünitesi’nin açılışını yapan Tarım Bakanı Mehdi Eker, bu tesisle yumurtalık damızlık ihtiyacının çözüldüğünü ve yurt dışına milyonlarca dolar ödemekten kurtulduğunu söyledi. Eker, “Yeni kuluçkahane yıl boyunca 52 haftada 80 bin dişi civciv çıkacak. Türkiye’de isteyen bütün işletmelere ihtiyacı olan ticari civciv verilebilecek. Ele güne muhtaç olmayacağız” dedi.
TAKVİM GAZETESİ 12.03.2010

Bu da verimli Türk tavuğu Atabey
1995'ten bu yana üzerinde çalışılan ve 72 haftada 300 yumurta veren Atabey, ithal tavuklara göre %50 ucuza mal oluyor. Verimli Türk Boğası Anadolu Esmeri'nden sonra şimdi de yüksek yumurta ve et verimine sahip Türk tavuğu Atabey geliştirildi..
Türk tipi damızlık tavuk ırkı geliştirildi. Yeni Türk tavukları ile ithalat kesilecek hatta damızlık ihracatına başlanacak. İthal tavuklara göre yüzde 50 daha ucuza mal edilen Atabey, Atak ve Atak S serisinin yumurta verimleri çok yüksek. Türkiye'de tavukçuluk alanında çalışmalar yapan tek kurum olan Ankara Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü, 1995 yılından beri sürdürdüğü ıslah çalışmalarının meyvesini topluyor. Kanada'dan getirdikleri saf tavuk ırklarından, melezleme yolu ile yerli "Atabey" "Atak", "Atak-S" serisini ortaya çıkaran Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü, "bu şekilde, ebeveyn temininde dışa bağımlılıktan kurtulacağız" diyor. Yumurta tavukçuluğu için geliştirdikleri bu türlerin, bugüne kadar yurt dışından getirilen tavuk ırklarından yüzde 50 daha ucuza mal olduğunu hatırlatan yetkililer, "Bu sayede üreticinin yüzü daha çok gülecek" şeklinde konuşuyor.
YUMURTLAMAYA HAZIR
Ankara Tavukçuluk Araştırma Enstitüsünde 1995 yılında başlatılan ıslah çalışmalarının sonlandığını, yumurtacı damızlık Atak, Atabey ve Atak-S"nin üretime hazır olduğunu söyleyen Enstitü Müdürü Cengizhan Mızrak, "Haymana'da kurulan tesislerimizde Türkiye'nin yumurtacı damızlık ihtiyacını karşılayacak kapasiteye ulaşmış durumdayız. Selçuk ve Ankara üniversitelerinde yapılan çalışmalar çok olumlu sonuçlar verdi. Ortaya çıkardığımız bu üç tür, verimlilik bakımından yurt dışından gelen tavuk ırklarını aratmıyor" diye konuştu.
İTHALAT KESİLECEK
Türkiye'nin yıllık "yumurtacı" damızlık tavuk ihtiyacının, 500 bin civarında olduğunu vurgulayan Mızrak, bu miktarın tamamının ithal edildiğine değinerek şunları söyledi: "Türkiye'de ıslah edilmiş bir tavuk ırkı olmadığı için bu anlamda tamamen dışarı bağımlıyız. Üretici, damızlık olarak Amerika, İngiltere, Hollanda ve Belçika gibi ülkelerden gelen tavukları kullanıyorduk. Atak, Atabey ve Atak-S, yapılan ıslah çalışmaları sonucu, verimlilik bakımından dışarıdan gelen tavuk ırklarından bir farkı olmadığını ortaya koymuş durumda. Verimliliğin yanı sıra fiyat açısından baktığımızda, yerli damızlığımızın, ithal damızlıklardan yüzde 50 oranında daha ekonomik olduğunu görüyoruz."
HASTA OLMUYORLAR
Tavukçuluk Araştırma Enstitüsünde yapılan ıslah çalışmaları sonucu ortaya çıkan ve Türkiye'nin ilk yerli yumurtacı tavuğu olma özelliğini taşıyan Atak, Atabey ve Atak-S'lerin, yaşam gücü bakımından ithal damızlıklardan daha iyi durumda olduğuna değinen Mızrak, "Yerli damızlıkların yaşam gücü daha yüksek olduğu gibi hastalıktan da ari durumdalar. Şu anda hastalık taşıma riskleri yok. Bu nedenle kuş gribi gibi salgın hastalıklar nedeni ile, dışarıdan tavuk alımı durdurulduğunda kendi ırklarımızla krizleri de atlatabileceğiz" dedi.
M.Pınar MERCAN /MERKEZ
Sabah Gazetesi 11/10/2004

Türkmenistan’a Türk tipi tavuk ihraç ediliyor
Ankara Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü tarafından ıslah edilen Atabey, Atak ve Atak S adı verilen Türk tipi yumurtacı damızlık tavuk ırkları, Türkmenistan’a ihraç edilmeye başlandı.
Ankara Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü’nün Genel Müdürü Cengizhan Mızrak, Türkiye tarihinde ilk kez yurtdışına damızlık civciv satıldığını belirterek, bir Türk firması aracılığıyla Türmenistan’a yaklaşık 400 bin dişi civciv üretebilecek miktarda damızlık verildiğini ve tavukların şimdi yumurtlamaya başladığını söyledi. Türkmenistan’ın yanı sıra Azerbaycan dışındaki tüm Türk cumhuriyetlerinden, Kuveyt ve İran başta olmak üzere bazı Ortadoğu ülkelerinden talep aldıklarını belirten Mızrak, “Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı ile Türk cumhuriyetlerinde tavukçuluk sektörünün geliştirilmesine yönelik ortak bir projemiz var, kasımda başlıyoruz. Pilot birkaç ülkede deneyip, tamamına yaygınlaştıracağız.’’ dedi. 1995 yılından beri üzerinde çalışılan ve bu yılın başında üretimine başlanan Atabey, Atak ve Atak S adı verilen tavukların Türk özel sektörü tarafından da denenmeye başlandığını anlatan Mızrak, Çorum’da bulunan 2 ticari işletmeye yaklaşık 40 bin adet tavuk verdiklerini kaydetti. Ankara, aa
Zaman Gazetesi 11/10/2004

Türk tipi tavuk Türkiye'yi aştı
Ankara Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü tarafından geliştirilen projeyle, yeni ırk olarak ıslah edilen Atabey, Atak ve Atak S adlı Türk tipi yumurtacı damızlık tavukların ihracatına başlandı.
Türkiye'den ilk kez yurt dışına damızlık civciv satılmaya başlandı. Bunu gerçekleştiren kurum ise 3 yeni tavuk ırkı üreten Ankara Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü.
Türkmenistan'a 400 bin dişi civciv üretebilecek damızlık sattıklarını söyleyen Enstitü Genel Müdürü Cengizhan Mızrak, Kuveyt ve İran başta olmak üzere bazı Ortadoğu ülkeleri ile Azerbaycan dışındaki tüm Türk cumhuriyetlerinden talep aldıklarını belirtti. Mızrak "Türkiye'den Atabey, Atak ve Atak S damızlıklarını göndererek oralarda yaygınlaştırıp bir süre sonra işi özel sektöre devretmek için proje hazırladık. Kasım'da projeye başlıyoruz" dedi. Yeni ırkı, özel sektörün de denemeye başladığını belirten Mızrak, Çorum'daki 2 işletmeye 40 bin tavuk verdiklerini söyledi. İthal damızlıklarda yumurta performansının yıllık 300 adet olduğunu kaydeden Mızrak, "Biz de bunu yakaladık. Bizimkilerin bir avantajı da yaşam güçlerinin çok yüksek olması" diye konuştu. Mızrak, yeni yerli damızlıkların, 3-5 euroluk fiyatlara getirilen ithallerden yüzde 50 daha ucuz olduğunu vurguladı..
Vatan Gazetesi 11/10/2004
İlk Türk tipi tavuk
Tarım Bakanlığı, Türkiye'ye özgü olarak bilinen Anadolu esmeri projesinden sonra, Ankara Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü'nde geliştirilen Atabey, Atak ve Atak-s olarak isimlendirilen Türk tipi tavuklar için Türk Patent Enstitüsü'ne marka tescili için başvurdu.
ATABEY, ATAK VE ATAK-S
ANKA'nın haberine göre, Ankara Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü 1995 yılında Kanada'dan getirdiği 6'sı kahverengi yumurtacı, 4'ü de beyaz olmak üzere toplam 10 yüksek verimli tavuk üzerinde ıslah çalışması başlattı. Teste alınan onlarca kombinasyon içerisinden 10 yıl süren çalışmalar sonucunda en iyi verimi veren ikisi kahverengi, biri de beyaz yumurtacı tavuk üzerinden 3 adet 'Türk tipi tavuk' geliştirilerek piyasaya sunulmaya hazır hale getirildi. Yüksek verimli gelişmiş tavuklara Atabey, Atak ve Atak-s isimleri verildi. Bakanlık, bu hayvanlar için ayrıca Türk Patent Enstitüsü'ne de marka tescili başvurusunda bulundu.
Elde edilen bu yüksek verimli hayvanlar üniversite ve araştırma enstitüsü koşullarında test edilerek yüksek verim alındı. Bu yıl içinde iki tavukçuluk firması tarafından üretici şartlarında da test edilecek olan hayvanlardan şu ana kadar alınan sonuçlara göre yumurta verimleri 72'nci haftada 300 adete kadar ulaşıyor. Hayvanların yem tüketimleri ise kahverengilerde günde 125 gram, beyazlarda 110 gram civarında bulunuyor. Farklı coğrafi koşullara da uyum sağlayabilecek olan hayvanların dayanıklılığının da yüzde 95 düzeyinde bulunduğu belirtildi.
Ulusal bağımsızlığı yakından ilgilendiriyor
Tavukçuluk sektörü Türkiye'nin dışa bağımlılık oranı en yüksek sektörlerinden biri. Türkiye tavukçulukta teknoloji satın alan ülkeler grubunda yer alıyor. Üretim materyali olan etçi hibritlerin anaçları civciv olarak yurtdışından ithal ediliyor. İthal edilen bu ebeveyn civcivlerden üretim yapılıyor. Bakanlık kayıtlarına göre olası bir ambargo veya karantina uygulamasında Türkiye üretim yapamaz bir durumda kalacak. Ankara Tavukçuluk Enstitüsü bu projeyle, ithal edilen damızlık sürülerinin yerine, geliştirilen yeni hayvanları özel sektör aracılığıyla üreticiye dağıtmayı ve sektörü dışa bağımlılıktan kurtarmak amaçlıyor. Enstitü son yıllarda yaptığı yatırımlarla 50 bin tavuk kapasitesine ulaştı. Türkiye'nin yıllık ortalama 450 bin damızlık ihtiyacını karşılayabilecek kapasiteye geldi. Bu yıl ilk defa Türkmenistan'a damızlık civciv ihraç edildi. İran, Kuveyt, Hindistan ve diğer Türki cumhuriyetlerden de talep geliyor.
Akşam Gazetesi 19/07/2004

Tavukçuluk sektörüne katkı..
İyi bir gazeteci tavukçuluktan, arıcılıktan ve çiçek bakımından anlamalıdır.. Hatta öyle iyi anlamalıdır ki bu konuda istendiğinde kitap yazabilecek düzeyde olmalıdır.. Benim gibi, derken övünmüyorum.. Bu sektörlere yaptığım katkılar aklıma geldi de..
Bizim gazetede gördüm haberini.. "Türk tavukları Türkiye'yi aştı.." diye başlık atmışlardı..
Tavukçuluk, sizin bilmediğiniz bir sebepten ilgi ve uzmanlık alanıma girdiği için haberi bir solukta okudum.. Atabey, Atak ve Atak S adını verdiğimiz üç tıp yerli tavuk tipi yaratmışız..
Bunların tamamı yumurtacı..
Öyle yem eşeleyip, bir şey vermeden horozun kaprislerine boyun eğen tavuklardan değil.. Sadece Türkmenistan'a bunlardan dört yüz bin adet civciv satmışız..
Ne mutlu bize.. Ayrıca ne mutlu bana..
Selahattin Duman
Vatan Gazetesi 12.10.2004

Bu da verimli Türk tavuğu Atabey
1995'ten bu yana üzerinde çalışılan ve 72 haftada 300 yumurta veren Atabey, ithal tavuklara göre %50 ucuza mal oluyor. Verimli Türk Boğası Anadolu Esmeri'nden sonra şimdi de yüksek yumurta ve et verimine sahip Türk tavuğu Atabey geliştirildi.. Türk tipi damızlık tavuk ırkı geliştirildi. Yeni Türk tavukları ile ithalat kesilecek hatta damızlık ihracatına başlanacak. İthal tavuklara göre yüzde 50 daha ucuza mal edilen Atabey, Atak ve Atak S serisinin yumurta verimleri çok yüksek. Türkiye'de tavukçuluk alanında çalışmalar yapan tek kurum olan Ankara Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü, 1995 yılından beri sürdürdüğü ıslah çalışmalarının meyvesini topluyor.
Kanada'dan getirdikleri saf tavuk ırklarından, melezleme yolu ile yerli "Atabey" "Atak", "Atak-S" serisini ortaya çıkaran Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü, "bu şekilde, ebeveyn temininde dışa bağımlılıktan kurtulacağız" diyor. Yumurta tavukçuluğu için geliştirdikleri bu türlerin, bugüne kadar yurt dışından getirilen tavuk ırklarından yüzde 50 daha ucuza mal olduğunu hatırlatan yetkililer, "Bu sayede üreticinin yüzü daha çok gülecek" şeklinde konuşuyor.
Yumurtlamaya Hazır
Ankara Tavukçuluk Araştırma Enstitüsünde 1995 yılında başlatılan ıslah çalışmalarının sonlandığını, yumurtacı damızlık Atak, Atabey ve Atak-S"nin üretime hazır olduğunu söyleyen Enstitü Müdürü Cengizhan Mızrak, "Haymana'da kurulan tesislerimizde Türkiye'nin yumurtacı damızlık ihtiyacını karşılayacak kapasiteye ulaşmış durumdayız. Selçuk ve Ankara üniversitelerinde yapılan çalışmalar çok olumlu sonuçlar verdi. Ortaya çıkardığımız bu üç tür, verimlilik bakımından yurt dışından gelen tavuk ırklarını aratmıyor" diye konuştu.
İthalat Kesilecek
Türkiye'nin yıllık "yumurtacı" damızlık tavuk ihtiyacının, 500 bin civarında olduğunu vurgulayan Mızrak, bu miktarın tamamının ithal edildiğine değinerek şunları söyledi: "Türkiye'de ıslah edilmiş bir tavuk ırkı olmadığı için bu anlamda tamamen dışarı bağımlıyız. Üretici, damızlık olarak Amerika, İngiltere, Hollanda ve Belçika gibi ülkelerden gelen tavukları kullanıyorduk. Atak, Atabey ve Atak-S, yapılan ıslah çalışmaları sonucu, verimlilik bakımından dışarıdan gelen tavuk ırklarından bir farkı olmadığını ortaya koymuş durumda. Verimliliğin yanı sıra fiyat açısından baktığımızda, yerli damızlığımızın, ithal damızlıklardan yüzde 50 oranında daha ekonomik olduğunu görüyoruz."
Hasta Olmuyorlar
Tavukçuluk Araştırma Enstitüsünde yapılan ıslah çalışmaları sonucu ortaya çıkan ve Türkiye'nin ilk yerli yumurtacı tavuğu olma özelliğini taşıyan Atak, Atabey ve Atak-S'lerin, yaşam gücü bakımından ithal damızlıklardan daha iyi durumda olduğuna değinen Mızrak, "Yerli damızlıkların yaşam gücü daha yüksek olduğu gibi hastalıktan da ari durumdalar. Şu anda hastalık taşıma riskleri yok. Bu nedenle kuş gribi gibi salgın hastalıklar nedeni ile, dışarıdan tavuk alımı durdurulduğunda kendi ırklarımızla krizleri de atlatabileceğiz" dedi.
12.07.2004 Gıda Sanayii Dergisi

Sakin mizaçlı Atak ile Ürkek Atabey'e tescil
Türkiye'de bir ilk gerçekleşti. Tavukçuluk Enstitüsü'nün geliştirdiği verimli melez tavuklar Atabey, Atak ve Atak-S tescil ettirildi. Kangal ve Van kedisi için de 'Irk Tescili' yapıldı
Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü'nün yeni geliştirdiği "Atabey, Atak ve Atak-S" adlı yumurtacı hibritler (melez) ile "Kıvırcık, Akkaraman, Karayaka" koyun türleri, Kilis keçisi, Kangal köpeği ve Van kedisinin tescili yapıldı. Atabey, Atak ve Atak-S adları ile tescil ettirilen tavuk ırkları, halen Türkiye'de tescil edilen ve ticari önemi olan ilk hayvan ırkları niteliğinde.
Tarım Bakanlığı'nın "Atabey, Atak ve Atak-S" adlarında 3 yumurtacı hibritin tescili hakkında tebliği, Resmi Gazete'nin dünkü sayısında yayımlandı. Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü'nün geliştirdiği yumurtacı hibritlerin tesciliyle sınai mülkiyet haklarına sahip olunması amacıyla hazırlanan tebliğ, Hayvan Irkı Tescil Komitesi'nin onaylı kararıyla tescil edildi.
Tebliğ'e göre yeni melezlerin genel tanımları şöyle:
Atak: Sakin mizaçlı, kötü çevre şartlarına dayanıklı, yemi değerlendirme yeteneği iyi, kahverengi tüylü,
Atak-S: Sakin mizaçlı, kötü çevre şartlarına dayanıklı, yemi değerlendirme yeteneği iyi, siyah tüylü, kahverengi göğüs ve gerdanlı.
Atabey: Ürkek mizaçlı, gürültüye karşı biraz hassas, kötü çevre koşullarına dayanıklı, yemi değerlendirme yeteneği iyi, beyaz tüylü, hızlı tüylenme gösteren, hibrit yumurta tavuğu genotipi.
ANKARA AA. 23.04.2006 Milliyet Gazetesi

Türkiye'nin Paha Biçilemeyen Tavukları
Yumurta tavuğu damızlığında Türkiye tüm ihtiyacını karşılayacak duruma geldi.
Türkiye'yi yumurta damızlığı ithal etmekten kurtaran ATAE'nin geliştirdiği üç tavuk ırkı için değer biçilemiyor. Tavuklar 'Kaşıkçı elması' gibi korunuyor
AA - ANKARA - Ankara Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü (ATAE), dünyada biri Türkiye'de olmak üzere sadece altı ülkenin sahip olduğu 'safhat' tavuklar sayesinde ticari değeri çok yüksek üç tavuk ırkı geliştirdi.
Atabey, Atak ve Atak-S adlarıyla Türk Patent Enstitüsü'ne (TPE) tescil ettirilen tavuklar, Türkiye'de ticari önemi olan ilk hayvan ırkları özelliği taşıyor. Etçi ve yumurta tavuğu damızlığında yüzde 100 dışa bağımlı olan Türkiye, 1930'da kurulan ATAE sayesinde, yumurta tavuğunda bağımlılık zincirini kırdı. 11 yıllık ıslah çalışması sonucu geliştirilen tavuk ırkları, halen Türkiye'de tescil edilen ve ticari önemi olan ilk hayvan ırkları niteliğinde. ATAE, üç yılda gerçekleştirdiği 2.5 milyon YTL'lik yatırım ile yumurta tavuğu damızlığında Türkiye'nin tüm ihtiyacını karşılayacak hale geldi.
Sadece altı ülkede var
ATAE Müdürü Cengizhan Mızrak'ın verdiği bilgiye göre, Türkiye, etçi ve yumurta tavuğu damızlığında yüzde 100 dışa bağımlı. Etçi tavuk için yıllık 5 milyon adet, yumurta tavuğu için 400-500 bin damızlık yumurta-civciv ithal ediliyor. Damızlıklar, 'pureline' denilen 'safhat' ırklar üzerinde yapılan ıslah çalışmaları sonucunda elde ediliyor. Dünyada sadece altı ülkede 'safhat' ırk tavuk bulunuyor. Çok önemli ticari gen kaynağı olan 'safhat' tavuklar, alınıp satılmıyor ve ticari değerleri ölçülemiyor. ABD, İngiltere, Çek Cumhuriyeti gibi rekabet gücünü elinde tutmak isteyen ülkeler, 40-50 yıla varan ıslah çalışmaları ile safhatlardan damızlıklar elde ettiği için, bu ırkları hiç bir şekilde satmıyor. Safhat tavuklar, halen Topkapı Müzesi'nde sergilenen 'Kaşıkçı Elması' kadar iyi korunuyor, saklanıyor ve ticarete konu edilmiyor.
Cengizhan Mızrak'ın verdiği bilgiye göre, Türkiye, halen Bilimsel Tavukçuluk Derneği Başkanı ve Türkiye'de tavukçuluk konusunda en önemli otorite olan Prof. Rüveyda Akbay sayesinde safhat sahibi oldu. Prof. Dr. Rüveyda Akbay'ın kişisel ilişkileri sayesinde, 1995 yılında, Kanada'dan düşük bir ücret karşılığında, altısı kahverengi, dört tanesi beyaz 10 değişik safhata ait damızlık yumurtalar alınarak, araştırma enstitüsünün Haymana'daki çiftliğinde ıslah çalışmaları başlatıldı.
Safhat yumurtadan 'grand grandparent'lar, bunlardan da 'grandparent'lar, bunlardan da damızlık olarak kullanılan 'parent'lar elde ediliyor. Yani etçi ve yumurtacı tavukta damızlık konusunda yüzde 100 dışa bağımlı olan Türkiye, ancak 3. nesil damızlıkları ithal edebiliyor.
'Hepsini alırız' teklifi
Araştırma enstitüsünün 11 yıl süren çalışmaları sonucunda, 'Türk Tavuğu' olarak nitelendirilebilecek üç damızlık ırkı geliştirildi. ATABEY, ATAK ve ATAK-S adları ile TPE'ye tescil ettirilen damızlıklara ait hibritler, geçen yıl deneme amacıyla ticari firmalara verildi. Piyasa testi sonuçlarından başarıyla geçen damızlıklar, 2006 Şubat ayından itibaren de genel satışa sunulacak. Geçen yıl 1 milyon hibrit civcivin satıldığı, piyasanın tepkisinin çok iyi olduğu, Türkiye yanında yurtdışından da talep geldiği, Azerbaycan'dan bir firmanın enstitünün üretiminin tamamını istediği dile getirildi.
Öte yandan Mızrak, Türkiye'nin etçi tavuk damızlığında yüzde 100 dışa bağımlılığının hâlâ devam ettiğini kaydetti. Türkiye'de etçi tavuk konusunda safhata sahip olmadığı, bu nedenle bu alanda hiçbir araştırma ve çalışmanın bulunmadığını belirten Mızrak, "Safhata sahip olan firmalar ve ülkelerin bunu satmaya yanaşmaması nedeniyle bundan sonra da çalışma başlatmak, bağımlılığı kırmak çok zor. Safhat bulunup çalışma başlatılsa bile, sonuç almak en az 10 yıl sürer" dedi.
14/11/2005 Radikal Gazetesi
Altın Yumurtlayan Tavuklar!..
Ankara Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü dünyada, biri Türkiye'de olmak üzere sadece 6 ülkenin sahip olduğu "safhat" tavuklar sayesinde, 3 cins ticari değeri çok yüksek tavuk ırkı geliştirdi.Yaklaşık 10 yıllık ıslah çalışması sonucunda geliştirilen ve "ATABEY, ATAK ve ATAK-S" adları ile Türk Patent Enstitüsü'ne tescil ettirilen tavuk ırkları, halen Türkiye'de tescil edilen ve ticari önemi olan ilk hayvan ırkları niteliğinde. Enstitü, 3 yılda gerçekleştirdiği 2.5 milyon YTL'lik yatırım ile yumurta tavuğu damızlığında Türkiye'nin tüm ihtiyacını karşılayacak hale geldi. Enstitü Müdürü Cengizhan Mızrak, enstitüdeki her bir tavuğun 11 yıl geriye kadar bütün ebeveynine, akrabalarına, kardeşlerine ve bunların yumurta verimlerine ilişkin kayıtların bulunduğunu, bu tavukların nüfus kayıtlarının, pek çok vatandaşa göre çok daha sağlıklı, "secerelerinin tam" olduğunu söyledi.
Ankara Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü Müdürü Cengizhan Mızrak'ın verdiği bilgiye göre, Türkiye, etçi ve yumurta tavuğu damızlığında yüzde yüz dışa bağımlı. Etçi tavuk için yıllık 5 milyon adet, yumurta tavuğu için de 400-500 bin adet damızlık yumurta-civciv ithal ediliyor. Damızlıklar, "pureline" denilen "safhat" ırklar üzerinde yapılan ıslah çalışmaları sonucunda elde ediliyor. Dünyada biri Türkiye'de olmak üzere sadece 6 ülkede "safhat" ırk tavuk bulunuyor. Çok önemli ticari gen kaynağı olan "safhat" tavuklar, alınıp satılmıyor ve ticari değerleri ölçülemiyor. ABD, İngiltere, Çek Cumhuriyeti gibi rekabet gücünü elinde tutmak isteyen ülkeler, 40-50 yıla varan ıslah çalışmaları ile safhatlardan damızlıklar elde ettiği için, bu ırkları hiç bir şekilde satmıyor. Safhat tavuklar, halen Topkapı Müzesi'nde sergilenen "Kaşıkçı Elması" kadar iyi korunuyor, saklanıyor ve asla ticarete konu edilmiyor.
Ankara-Haymana yolu 30. km'de bulunan, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'na bağlı ATAE'nin Müdürü Cengizhan Mızrak'ın verdiği bilgiye göre, Türkiye, halen Bilimsel Tavukçuluk Derneği Başkanı ve Türkiye'de tavukçuluk konusunda en önemli otorite olan Prof. Dr. Rüveyda Akbay sayesinde safhat sahibi oldu.
Prof. Dr. Rüveyda Akbay'ın kişisel ilişkileri sayesinde, 1995 yılında, Kanada'dan düşük bir ücret karşılığında, 6'sı kahverengi, 4 tanesi beyaz 10 değişik safhata ait damızlık yumurtalar alınarak, araştırma enstitüsünün Haymana'daki çiftliğinde ıslah çalışmaları başlatıldı.
Safhatlardan "grandgrandparent"lar, bunlardan "grandparent"lar, bunlardan da damızlık olarak kullanılan "parent"lar elde ediliyor. Yani etçi ve yumurtacı tavukta damızlık konusunda yüzde 100 dışa bağımlı olan Türkiye, ancak 3. nesil damızlıkları ithal edebiliyor. Araştırma enstitüsünün 10 yıl süren ıslah çalışmaları sonucunda, "Türk tavuğu" olarak nitelendirilebilecek 3 damızlık ırkı geliştirildi. ATABEY, ATAK ve ATAK-S adları ile TPE'ye bu yılbaşında tescil ettirilen damızlık ırklara ait hibritler, geçen yıl deneme ve test amacıyla ticari firmalara verildi. Piyasa testi sonuçlarından başarı ile geçen damızlıklar, 2006 yılı Şubat ayından itibaren de genel satışa sunulacak.
Yumurta tavukçuluğu sektöründe kullanılan bir günlük damızlık civcivlerin tanesi 6 dolara ithal edilirken, ATAE, damızlık civcivleri 3 dolara satıyor.
ATAE, Türkiye şartlarına uygun ve ticari önemi olan damızlık tavuk ırkı ıslahı çalışmalarında, Ankara, Selçuk, 19 Mayıs ve Ege üniversitelerinin ziraat ve veteriner fakülteleri ile işbirliği yapıyor. Enstitüde, halen 10 safhata ait 40 bin tavuk bulunuyor. Islah çalışmaları devam ettiği için, her dönem 18 bin tavuğa suni tohumlama yapılıyor ve teste tabi tutuluyor. Yem tüketimleri, ağırlıkları, yumurtaya başlama dönemleri izleniyor, her yumurtası teker teker tartılıyor. Bu nedenle enstitüdeki her yumurtanın hangi tavuk tarafından hangi tarihte yumurtladığı, kaç gram olduğuna ilişkin kayıtları var.
Mızrak, enstitüdeki her bir tavuğun 11 yıl geriye kadar bütün ebeveynine, akrabalarına, kardeşlerine ve bunların yumurta verimlerine ilişkin kayıtların bulunduğunu, bu tavukların nüfus kayıtlarının, pek çok vatandaşa göre çok daha sağlıklı, "secerelerinin tam" olduğunu söyledi.
16.11.2005 Tarım Kredi Kooperatifleri Web Portalı
|